Gözlerinde Kalan Ömür
Gözlerinde Kalan Ömür
Şafağın ilk ışıkları odama süzülürken,
zihnime düşen ilk cemre sensin.
O siyah, dalgalı saçların—
her kıvrımı, mısralarında kaybolduğum
gece karası bir suskunluk.
Dudaklarının kıyısında beliren bir tebessümle
mevsimler nezaketle eğiliyor;
bakışların değdiği yerde
yeryüzü erken bir bahara uyanıyor.
Gamzelerin,
hüzne kapalı iki küçük mabet sanki.
En taze gülü orada koklamak,
sonra susmak…
ve ömrü,
o eşsiz gülüşünün serin gölgesinde
usulca eksiltmek.
Penceremde Nisan’ın o gümüşten telleri titrerken,
Sanki birazdan bir ceylan süzülecek sokağın ıslak teninden...
Bir ceylanın su kenarına inişi gibi, sessizce yerleşiyorsun ömrüme.
Huzuru, sürmeli gözlerinin
çölde bir aldatıcı serap gibi duran
derin kuyularında buluyorum.
Bir kez kapılırsam o bakışa,
aklımdan vazgeçip
Mecnun’a dönerim.
Gönül bahçemin her karışında adın filizleniyor;
kalbimin ritmi,
isminin harflerinden örülmüş
eski bir beste gibi
çarpıyor göğsümde.
Hüzün kokan ıssız gecelerde,
sensizliğin ayazında sor bana:
hasret nasıl bir kor,
özlem hangi kemikte sızlar—
en kadim ağrısıyla.
Bu sevda,
iki kapılı bir hanın son durağında bitmez.
Bu hikâyenin mürekkebi,
toprağın altına kadar
seninle gider.
Fikri Demirtaş
20 Şubat 2026, Malatya
Yorumlar
Yorum Gönder