Kayıtlar

​İLMEKLERİN AHDİ: ÖRGÜLÜ SAÇLARIN YEMİNİ

Resim
8 Mart Dünya Kadınlar gününüz kutlu olsun ... ​“Yeryüzünün bütün dillerinde ‘barış’ ve ‘özgürlük’ diye örülen o mağrur saçlara ve acıyı bal eyleyip diz çökmeyen tüm kadınların aziz hatırasına…” ​İLMEKLERİN AHDİ: ÖRGÜLÜ SAÇLARIN YEMİNİ ​Başörtüsünün altından taşan o nehir; Sarı, siyah, kızıl ve gece rengi belikli saçlar... Yeryüzü kız kardeşliğinin Kalbinden kopup gelen kültürün deryasıdır bu. Her telinde bir sürgünün izi, Her düğümünde kül olmuş bir özgürlüğün ahı gizli. ​Deniz gibi dalgalanan o teller, Sınır tanımaz rüzgârları fırtınaya çağırır. İpek gibi akan saçlar, Zindan duvarlarını bir bakışta aşar. Sımsıkı örülen o saçlar ki; Artık bir urgan değil, Zulmün boğazına dolanan bir hak düğümüdür! ​Her örgü, Susarak taşınmış bir ömrün dilsiz sicili... Bu topraklar kadınlardan çok şey kopardı: Uykularını, gençliklerini, evlatlarını... Ama alamadığı tek bir şey kaldı: Boyun eğmeyen o vakur duruşları. ​Saçlar kesildi; yas oldu. Bir tel görünmesin diye başlar bağlandı; sır oldu...

​Ruhun Şifası: Sürmeli Gözlerin

Resim
   ​Ruhun Şifası: Sürmeli  Gözlerin Bakışlarının baharıyla uyandığım o kutsal sabahtan beri, En ağır yarayı, bakışlarının oklarından aldım. Sürmeli gözlerin vurdu beni; Yüreğimin en savunmasız, en tenha menzilinden. Karanlıkta unutulmuş, susuz bir tohum gibiydi kalbim; Sen geldin, o kömür karası bakışlarınla Kurak gönül toprağıma düşen en bereketli cemresin; Yaralı ömrüme baharı müjdeledin... ​Geceyi andıran dalgalı saçlarında, Kayısı çiçeklerinden bir taç ördün umuduma. Yine düştüm hayalinin o tılsımlı kuyusuna; Ruhum sensiz, sonu yazılmamış yarım bir hikâye. Ey bakışlarında geceyi, kirpiklerinde gizemi saklayan kadın! Senin için yazdığım her şiir, ruhuma bir aşk şifası... ​Gözlerinin karası, sığındığım en derin gecem benim; Işığı ise, yolumu bulduran o tek Kutup Yıldızı. Sen göğün en uzak, en ulaşılamaz noktasında olsan da, Bu kalabalık dünyada, bu gürültülü yalnızlıkta; Bir tek senin varlığın dindiriyor içimdeki sızıyı. B...

​BİR ŞEHİT ÖĞRETMENİN VASİYETİ VE MALATYA’NIN KAYIP ROMA HAZİNESİ: "Ceylanlı Mozaik " Gün Yüzüne Çıkarılmalıdır!

Resim
​Yazan: Fikri Demirtaş (Eğitimci – Araştırmacı Yazar) ​Malatya’nın bereketli toprakları sadece kayısıyla değil, binlerce yıllık medeniyetlerin izleriyle de doludur. Ancak bazen bu izler, bir fidanın kökünde, bazen de bir ihmalin karanlığında kaybolup gider. Bugün sizlere, 67 yıl önce bir eğitim neferinin parmakla gösterdiği, ancak bugün üzerine toprak dökülüp unutulan bir hazineden; Roma Dönemi Mozaikli Havuzdan ve bu hazineyi Malatya’ya yeniden kazandıracak  Panoramik Kayısı Müzesi vizyonundan bahsetmek istiyorum.   ​ Bir Eğitim Şehidinin Mirası: M. Ziya Ünsel ( Adapazarı 1915-İstanbul 1972)    ​Bu hikâyenin kahramanı, 1946-1962 yılları arasında Malatya Lisesi’nde jimnastik öğretmenliği yapmış, şehre sporu ve doğayı sevdiren efsane bir isimdir: M. Ziya Ünsel. Ankara Gazi Terbiye Enstitüsü’nden mezun olduktan sonra Malatya’nın sosyal hayatına dokunan Ünsel, ilk kayak kulübünü kurmuş ve yerel gazetelerde şehrin kültürü ile ilgili gezi yazıla...

PINAR: SUYUN HAFIZASI Pınardan Akan Bereketten, Plastik Şişelerdeki Esarete

Resim
                          Hekimhan Gümüş Pınar  PINAR: SUYUN HAFIZASI   Pınardan Akan Bereketten, Plastik Şişelerdeki Esarete ​Su, sadece hayati bir ihtiyaç değil; yeryüzünün damarlarında akan kadim bir hafıza, medeniyetlerin sessiz tanığıdır. Bugün, iklim değişikliğinin kapımızı çaldığı, küresel su krizinin bir hayalet gibi üzerimizde dolaştığı bir çağda yaşıyoruz. Her yıl 22 Mart Dünya Su Günü’nü kutlarken, aslında sadece bir günü değil, yaşamın kaynağına duyduğumuz saygıyı ve sorumluluğumuzu hatırlıyoruz. ​Ancak bu hatırlayış, bizi acı bir gerçeğin eşiğine getiriyor: Eskiden pınarların başında avuçlarımızla, toprağın serinliğini hissederek içtiğimiz o hür ve bereketli su; şimdilerde endüstriyel bir metaya dönüşerek plastik şişelerin içine hapsedildi. Suyun o özgür ve kutsal akışı, yerini raflardaki "plastik esarete" bıraktı. Kaynağına yabancılaşan modern insan için su, artık bir "pınar başı hikayes...

​Bir Bahar Sürgünü: Kayısı Çiçeği

Resim
​Bir Bahar Sürgünü: Kayısı Çiçeği ​Sen, dallarımda açan ilk kayısı çiçeğiydin, Yeşil bir mevsime bürünmüş, tazecik... Gülümsediğinde, gamzelerinde bahar sabahları uyanırdı. Siyah saçlarını omuzlarının sessizliğine saldığında, Malatya'da değil, ruhumda kayısı çiçekleri yağardı; Beyaz bir fırtına gibi, sessiz ve ürkek. ​Vakit yeli estikçe, içimdeki buzullar çözülür, Yüreğimdeki karların altından adın çıkardı. Gözlerim yolların bitimsizliğine mühürlü, Rüzgâr, bir sırrı fısıldar gibi adını söylerdi usulca. Kulağım seste, aklım sende... Kuruyan bir kayısı dalında can bulan hüzünlü duduk sesleri, Yalnızlığımın ezgisi olup yayılırdı Barguzu'ya. ​Cemreler bir bir düştü, önce havaya, sonra toprağa, En son gelip yüreğimin soğuk duvarlarına yaslandı. Şimdi, boşlukta kalan kollarımı sarılmalar gibi bırakıyorum sana. O ceylan bakışlarının esareti, en hür olduğum yerdi benim. Her derdime derman, her yaramın merhemiydin; Konuşmazdık, sustukça derinleşirdi dünya. Sürmeli gözlerine...