Kayıtlar

Gözlerinde yaşamak

Resim
Gözlerinde yaşamak Senin gözlerinde nefes alıyorum, gülüm, Bir yıldız gibi parlıyor bakışların, Uzaklarda olsan da kalbimde çiçek açıyor Sensizliğin gölgesinde büyüyen özlemlerim. Özlüyorum seni, ama dokunamıyorum, Rüzgârın taşıdığı hayaline sarılıyorum. Meğer ne ağırmış uzaktan sevmek, Bir deniz, kıyısına varamayan gemi gibi. Hep aklımda, hep kalbimin kıyısındasın, Bir gülüşünle bahar serpilir içime. Gülüşüne kurban olduğum sevgili, Senin adını anınca bile dünya güzelleşir. Ey gece! Sen karanlığın örtüsünü sererken yıldızlarına, Git o ceylana söyle; Onu çok özledim, Yüreğimde kanat çırpan tüm kuşlar Adını fısıldıyor her an.

Karagözlüm,

Karagözlüm, Artık ilkbahar geldi; Çiçekler yokluğun uykusundan uyanırken Sen ruhuma cemre gibi düştün. Sümbül saçlarının her örgüsüne Gönlümü sessizce bağladım. Gözlerimiz, aşkın konuşmayan tanıkları; Gonca dudakların kalbime vurulmuş bir mühür. Ceylan bakışlarınla Sönmeyen bir tutku oldun içimde, Külüyle bile ısıtan bir yangın gibi Yaşıyorum seni. Aşk, insana biraz bela belki; Ama ben sevmenin bütün ağırlığını Gömdüm kalbimin en derin yerine. Varsın canımı acıtsın, Sen orada oldukça Bu yük bana kader değil, nimettir.

Gözlerin Ateşi

Resim
Gözlerin Ateşi Kömür karası gözlerin... ateşin közünü saklar derinlerinde. Bir kıvılcım düşer bakışlarından, ruhum tutuşur ansızın. İki kapı gibi açılır gözlerin; biri karanlığın gizemiyle çağırır, öteki büyüsüyle sarar beni. Rüzgârda savrulan saçların… siyah bir alev gibi parlar, gecenin kalbinde yanar yıldız misali. Her telinde özgürlüğün nefesi, ruhuma yakıcı bir şarkı fısıldar. Okyanus dalgası gibi vurur tutkun, kayalıklar misali yüreğime; her çarpışında içimde yeni bir yangın doğar. Sen... yalnızca ışığınla değil, içindeki ateşle güzelsin. Yalnızlığını gizlesen de o titrek kıvılcımı duyarım. Ve bir gün, ansızın yüreğin benimkine değdi. O andan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Özlemin, damarlarımda dolaşan alev; yakar, kavurur beni. Sana sarılıp teninin kokusuna karışmak, zamanı küle çeviren bir yerde yalnızca seninle yanmak isterim. Çünkü sen varsın… Ve ben, her nefeste yeniden tutuşuyorum.

Karagözlüm: Ruhuma Düşen Cemre

Resim
Karagözlüm – Ruhuma Düşen Cemre Baharın müjdesi vurdu pencereme, karagözlüm, Uykusundan uyandı çiçekler, sessiz ve derin. Bir cemre gibi düştün ruhumun tam ortasına, Gönlümü sümbül saçlarının örgüsüne bağladım. Artık bakışlarımız konuşur; Aşkın en sessiz, en sadık tanığıyız. Dudakların mühürlü bir gonca, Zamana emanet edilmiş bir sır. Ceylan bakışlarında tutuşmuş bir kor bu, Dışım sükût, içim yanık bir mevsim. Küllerimde saklıdır hâlâ o ateş, Ben susarak da sevmeyi bilirim. Eskiler der ki: “Aşk, tatlı bir beladır insana…” Ben o belayı kalbime yazgı bildim. Gelişin bahar olsun, bakışın ömür; Ben seninle yanan bu ateşe razıyım. 22 Şubat 2026 Bostanbaşı -Yeşilyurt/ Malatya 

Nisan Yağmuru ve Hasret

Resim
Nisan Yağmuru ve Hasret Nisan yağmuru indi ruhumun tenha vadilerine, Her damlada adın; Puslu kıyılardan süzülen hatıralar gibi Bana bakan... Vurgunum o ürkek ceylan bakışlarına; Gamzelerin, sadece içimde közlenen bir ateş değil— Kurumuş gönlüme gizlice yol bulan Issız bir çöl pınarı. Dalgalı kömür karası saçlarında Kayısı çiçeklerinden örülmüş ak bir taç; Bir bahar rüyası gibi eğiliyor geceme, Yıldız sağanağı misali dökülüyorsun karanlığıma. Süt mavisi aklar içindeki o zifiri bakışları özledim; Avuçlarımda, elinin sıcaklığından kalma Yetim bir bahar üşüyor hâlâ. Sen şafak vakti bahçeye adım atınca, Nergisler uyandı, sümbüller huzurunda boyun büktü. Nisan yağmuru saçlarına düştüğünde,  toprak sadece "sen" koktu... Kalbimde bir mühür, Ruhumda dinmeyen bir yankısın artık. Ayrılık... İnsanın içinden bir bahar söküp götürüyor. Geriye yalnız sen kaldın, Bir de kalbimde dinmeyen o uzun yolculuk. Anladım— Ben en çok o sürmeli gözlere sığınmışım. Hasretini taşı...

KAR VE SEN

Resim
KAR VE SEN Ne zaman kar yağışını seyretsem, kalbime düşen ilk isim sensin… Soğuk havada bile en sıcak anımsın benim. siyah saçlarına beyaz kelebekler konardı ve hayran kalırdım güzelliğine… Kış masalı gibi yürürdün karda, ince, zarif, ceylan ürkekliğinde; ben yalnız seni izlerdim, ben yalnız sana yanardım. Adını bahçemizdeki karlara yazdım kara gözlüm, rüzgâr silse de yüreğimden silemedi kimse seni. Seni sevdim ilk gördüğüm an, tek kalple değil, kalbimde çoğalan bin sevdayla… Senden hoşlanmak değil bu; bu, kalbimi teslim etmek gibi. Sürmeli gözlerinle seslen bana, gel, tut elimden… Yanımda olmasan da, yollar karda kaybolsa da… seni sevmek bambaşka bir güzellik. Sen benim dermanım, en derin yaramsın. Sonsuz bir özlemin içinde, hep sana hasret kalacağım; ve karın altında bile açan o narin kar çiçeğimsin…

Malatya’da Bahar: Bir Direnişin Beyaz Gelinliği

Resim
    Fotoğraf: Bayram Ayhan  Çiçeklerin dili olsa, Malatya’yı anlatırdı. Malatya’da Bahar: Bir Direnişin Beyaz Gelinliği ​6 Şubat’ın o devasa karanlığı binaları yıktı, ocakları söndürdü; ama Malatya’nın can damarı olan kayısı ağaçlarını deviremedi. Rantın, ihmalin, betonun yenildiği o büyük sarsıntıya, kökleriyle toprağa sımsıkı tutunan bu ağaçlar meydan okudu. Ancak kentin sınavı sadece yerin altından gelenle sınırlı kalmadı.   ​Depremin üzerinden geçen iki yılın ardından, yaralar tam sarılmaya başlanmışken bu kez gökyüzünden gelen bir "iklim kırbacı" Malatya’yı vurdu. 11-12 Nisan 2025 gecesi yaşanan şiddetli zirai don felaketi, kar yağışıyla birlikte sıcaklıkları eksi derecelere düşürerek bahçeleri sessiz bir beyazlığa gömdü. O gece, kentin umudu olan kayısı üretiminde %100'e yaklaşan bir ürün kaybı yaşandı; dallar meyveye değil, soğuğa teslim oldu. Fakat Malatya vazgeçmedi. ​ ​Bugün o dallar, yaşanan tüm acılara ve o dondurucu geceye inat yeniden b...