Kayıtlar

Malatya Fidan Yetiştiriciliği: Sahadan Bir Söyleşi

Resim
Malatya Fidan Yetiştiriciliği: Sahadan Bir Söyleşi Söyleşi ve Metin: Eğitimci-Yazar Fikri Demirtaş Malatya, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer almasına  karşın sahip olduğu mikroklimatik özellikler, verimli toprak yapısı ve su kaynakları sayesinde Türkiye’nin en önemli meyve yetiştiriciliği merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Bu doğal avantajlar, kenti yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda tarımsal bilgi ve deneyimin aktarıldığı bir merkez konumuna taşımıştır. Malatya’da fidan yetiştiriciliğinin temelleri Cumhuriyet’in erken dönemlerinde atılmış; Tecde’de kurulan Kayısı Araştırma Enstitüsü ile Akçadağ Köy Enstitüsü, bölgedeki meyvecilik kültürünün gelişmesinde öncü rol üstlenmiştir. Bu kurumlar, modern tarım tekniklerinin üreticiyle buluşmasını sağlayarak Malatya’yı fidan üretiminde güçlü bir merkez hâline getirmiştir. Söyleşi Bilgisi Tarih: 16 Şubat 2026 Yer: Malatya Fidancılar ve Peyzajcılar Sitesi Görüşülen: Abuzer Yumrutepe Görev: Malatya Fidancılar ve Peyzaj...

Gözünü Gözümde Saklayarak

Resim
Gözünü Gözümde Saklayarak Bakışının gölgesi değdiğinde gözüme Bir anlık bakış derken Gözlerinin içine düştüm O günden beri Bir bakışta sana tutuldum Sana uzağım ama her gece Gözlerimin kuytusunda, bebeğinde uyuyorsun Sen de benim gibi gözümü gözüne sakladın mı? Saatlerce sarılsam Bıraktığım andan itibaren yine özlerim Teninde tutuşup Kokuna hapsolduğum Her bakışın içimdeki ateşi körüklüyor Ve ben sana doğru eriyip akıyorum Aklımda sen, kalbimde sen Bilmem ki neyleyim Dalgalı saçlarının kıyısında Biraz kendimden vazgeçiyorum Ne aklım kalıyor kendimde Ne de unutmaktan yana bir gücüm Ellerin ellerime değdiğinde Zaman içimizde saklanıyor, Bakışın nabzımda yer değiştiriyor… Belki bir gün Hatıralarının tozunda Solgun bir iz olurum Sen fark etmeden. Malatya, 14 Şubat 2026

Kayısı Dalları ve Zemheri

Resim
Kayısı Dalları ve Zemheri Bir gün, ruhumu bu şehrin paslı gürültüsünden sağaltıp gideceğim, Gökten dökülen beyaz yıldızların o derin ve şefkatli kucağına… İnce ince elenmiş bir masal, zamanı durduran bir efsun gibi yağsın kar; Öyle bir sükût ki Bostanbaşı’ndaki bahçemiz buzdan zırhını kuşansın, Birlikte yürüdüğümüz yollar kendi içine bükülüp hatıraların ayazında üşüsün. Ve orada, en sadık şahidimiz; Gözlerimizin ilk kez bir yangın gibi birbirine değdiği, O ilk kıvılcımın düştüğü kayısı ağacının karlı gölgesinde… Bedenimi ölümün değil, sonsuzluğun o beyaz ve pamuksu örtüsü sarsın. Dünya sussun, sadece karın toprağa değen o ince sızısı kalsın. Çünkü ben ne bu keskin ayazdan korkarım ne de kışın gazabından; Ben asıl zemherinin en amansız hançerini, Senin o sürmeli ceylan gözlerinin dibi görünmez uçurumunda kuşanmışım. Kalbim, o bakışlardaki buz tutmuş yangının içinde ebedî bir rehin; Hem kahrının soğuğunda titriyor hem aşkının imgesiyle kor gibi yanıyorum. 23 Ocak 2026, Malaty...

Zamanın Buz Tuttuğu Gün: 6 Şubat’ın Üçüncü Yılı

Resim
  Malatya - Yeşilyurt Billurkent Sitesi  Takvimler o kara kışı, 6 Şubat 2023’ü gösterdiğinde; zaman Malatya’da ve on bir ilimizde sabaha karşı 04.17’de buz kesti. Önce Pazarcık merkezli 7.7 şiddetindeki o devasa sarsıntı karanlığı yırtıp geçti, ardından henüz yaralar sarılmaya fırsat bulamadan Elbistan merkezli 7.6’lık ikinci bir kıyamet öğle sıcağını hüzne boğdu. 120 bin kilometrekarelik koca bir coğrafya; 124 ilçe, binlerce mahalle ve köy, sanki gökyüzü yere inmişçesine ağır bir toz bulutunun altında kaldı. ​Bu sadece bir doğa olayı değil, toprağın feryadıydı. Malatya’mızda yitirdiğimiz 1.264 can başta olmak üzere, toplam 53 bin 537 canımız toprağın sessiz koynuna uğurlandı; 107 bin 213 yaralı yürek ise o günün izlerini hâlâ ruhunda taşıyor.       Malatya Yeni Camii  Şehirlerimizin silüeti değişti, binlerce yıllık sokaklar birer hüzün koridoruna dönüştü. ​Bugün, o büyük felaketin üçüncü yılında; yıkılan evlerin, susan seslerin ve y...

Zemheri Ayazında Bir Kar Masalı

Resim
Zemheri Ayazında Bir Kar Masalı ​Dışarıda zaman durdu, bahçe mutlak bir sessizliğe mahkûm, Her yer uçsuz bucaksız, her yer kristal bir rüya... Beyaz güllerin arasında bir hayal belirdi aniden; Karanlık geceden ödünç alınmış o dalgalı siyah saçlarına, Gökyüzünün gümüş yıldızları iniyor tek tek, usulca. ​Senin o ceylan ürkekliğindeki bakışların, Bir kış yangını gibi gözlerime düştüğü an, Hafifçe eğince başını, sanki fırtınam dindi; Ruhum, bedenimden boşanıp bir kar tanesi oldu, Karıştı gitti rüzgârın o sonsuz beyaz raksına. ​Sesin, karanlığın içinden süzülen en eski ninni, Gönül teline dokunan, ürperten ve uyutan... Sessiz bir mühür gibi, içimde yakarak saklanan. Beyaz duvaklarını kuşanmış mahzun kayısı ağaçları, Seni selamlamak için eğiyorlar karlı başlarını. Ah, bir kar tanesi olsaydım keşke; Hiç erimeden, ebediyen o siyah saçlarının kıvrımında uyusaydım. Ve kışın ayazında,   mühürlü bir saadet gibi , Gonca gül dudaklarının kıyısında bir sükût gibi yatsaydım. ​Ben ...