Kayıtlar

Malatya’nın Son Kalesi: Türk Şeker Fabrikası Sıradaki Kurban mı?

Resim
Malatya’nın Son Kalesi: Türk Şeker Fabrikası Sıradaki Kurban mı? Bir şehrin gerçek zenginliği yalnızca metrekaresi pahalı arsaları, yükselen rezidansları ya da ışıklı vitrinleri değildir. Bir kentin asıl serveti; üretim kültürü, emek hafızası ve kuşaktan kuşağa aktarılan sanayi mirasıdır. Ne yazık ki Malatya bugün bu üç temel damarını da hızla kaybetmektedir. Tekel Tütün Fabrikası ve Sümerbank Mensucat yalnızca ekonomik işletmeler değildi. Bu kurumlar; işçiye sosyal güvence kazandıran, kadın istihdamını artıran, köylüyü üretim zincirine bağlayan ve kentli bilincini inşa eden Cumhuriyet projeleriydi. O fabrikaların bacaları sadece duman değil; umut, düzen ve gelecek üflüyordu. Bugün geriye ne kaldı? AVM’ler, rezidanslar, zincir mağazalar ve geçici istihdam modelleri…  Üretimden kopmuş bir şehir, tüketime mahkûm edilmiş bir toplum ve güvencesizliğe sürüklenmiş bir gençlik… Özelleştirme Gerçeği: Fabrika Gitmedi, Hafıza Dağıtıldı Özelleştirme yalnızca bir mülkiy...

Gül Kokulu Bir Rüya

Resim
Gül Kokulu Bir Rüya Senin gelişinle başlardı bahçenin şarkısı, Adım attığın her yer taze bir gül kokusuna dururdu. İki yabancı değil, bir seraba bakar gibi hayretle Gözlerimizde birleşen o sessiz dünyayı seyrederdik. Dil susardı o an; lisanımız sadece bakışlardı. Benim gözlerim, senin gözlerinin derinliğinde konuşurdu. Bir bakışın düşerdi, köz olup dağılırdı yüreğime; Sürmeli gözlerinin denizinde, pusulasız bir kader gibi kaybolurdum. Sen, bu ömür kitabının müstesna mısrası, ruhuma işlenmiş derin dikişisin. Ardında üç taze gülün kokusunu emanet bırakıp sonsuzluğa yürümüş olsan da, Sen benim gönül kütüphanemde hep o en kıymetli, altın yaldızlı sayfa olarak kalacaksın. Vuslatın Hakka, hasretin bana düşse de; Sen, bu fani dünyada ruhuma dokunan en zarif sızı, Hiç dinmeyen, adını kalbimde mühürleyen mukaddes sızımsın. 01. 02. 2026 / Malatya 

Beyaz Düşler ve Kara Gözler

Resim
Beyaz Düşler ve Kara Gözler Kar, gökyüzünün kalbinden kopan suskun bir dua gibi iniyor avuçlarıma… Her tanede adın, her beyazlıkta sana açılan bir yol. Ve ben bu sessiz mucizenin içinde üşüyerek değil, seni düşünerek ısınıyorum. Rüzgâr yüzümü okşuyor, yanaklarımda kış, içimde yaz yanıyor. Bir yanım ayazla titrerken, bir yanım gülüşünle tutuşuyor. Nereye baksam hayalin düşüyor gözlerime; karlar içinde yürüyen beyaz bir masal gibisin. Bahçenin derin suskunluğunda ağır adımlarla yürüyorum. Ağaçlar başlarını eğmiş, sanki seni anıyor. Kayısı ağacının altında donup kalan fotoğraflar geliyor aklıma; o karelerde zaman nefesini tutmuş, biz ise gülüşlerimizle ölümsüzlüğe dokunmuştuk. Her ağacın altında kalbinin sıcak izi. Ahşap kulübe karın altında uyuyor şimdi, yanında unutulmuş kara bir gül, beyaz kefenine sarılmış gibi… Ama biliyorum, o gül hâlâ senin kokunu saklıyor. Ocakta köz ateşi yanıyor anılarımda, ellerimizi uzatıp ısıttığımız o akşam… Çayın buğusunda gözlerin vardı, dudakl...

Karlara Gömülü Kayısı Ağacı

Resim
Karlara Gömülü Kayısı Ağacı Bahçenin tam ortasında duruyorum; Göğsüme, dağlardan kopmuş bir çığ gibi Eski bir hüzün iniyor usulca. Malatya, beyaz bir sessizliğe bürünmüş, Sokaklar nefesini tutmuş, Kar; gökyüzünün yere bıraktığı kırılgan bir yas… Sen yoksun… Ve karın masum beyazlığı, Dudaklarımda tadı olmayan bir serap artık. Birlikte kayısı topladığımız o ağacın dalları şimdi karlara gömülü, Gölgesinde sakladığımız gülüşler bile ürperiyor. Her kar tanesinde yüzün beliriyor bana; Bakışların, düşen kristallerin içinde titreyen bir ışık gibi. Zemherinin soğuğu kemiklerime işlerken, Gönlümde senin adın közleniyor. O ceylan bakışlarını, Gözbebeklerimin içinden ördüğüm altın bir kafeste saklıyorum; Kirpiklerimin gölgesinde taşıdığım Kutsal bir emanet gibi… Her gece uykunun karanlık kuyusuna indiğimde, Düşlerimin en ince dalında açan tek çiçek sensin. Kalbimdeki eski yaranın üzerine Adını sürüyorum merhem gibi. Ve artık biliyorum; Sen, zamanın pas tutmayan nakışı olarak Sol yanımd...

​Sığınaktan Tasarıma: Konteynerlerin İkinci Hayatı ve Büyük Dönüşüm

Resim
  Malatya Konteyner Kent,    Fotoğraf: malatyahaber.com  Doğa Olayından "Asrın Felaketine: 6 Şubat’ın Anatomisi ​ 6 Şubat 2023 sabahı saat 04:17’de merkez üssü Pazarcık olan M_w 7.7 büyüklüğündeki depremle sarsıldık. Henüz bu şoku atlatamadan, öğlen 13:24’te Elbistan merkezli M_w 7.6 büyüklüğünde ikinci bir darbe aldık. Yerin yalnızca 7-8 km derinliğinde gerçekleşen bu sarsıntılar, yer kabuğunu adeta bir kağıt gibi yırttı. ​Doğa Olayı mı, İnsan Felaketi mi? ​ Teorik olarak doğal afet, kaynağını doğadan alan ve insanoğluna zarar veren olayların genel adıdır. Deprem ise üzerinde güvenle yürüdüğümüz toprağın aslında durağan olmadığını hatırlatan sert bir doğa olayıdır. Ancak 11 ilimizi kapsayan bu büyük yıkım için "Asrın Felaketi" nitelemesi, sorumluluğu tamamen doğaya yüklemek de yanlış olur. ​Asıl gerçek şudur: ​Doğa vurdu, ama bizi yıkan liyakatsiz harçlar oldu. ​Yer sarsıldı, ama bizi enkaz altında bırakan denetimsiz kolonlardı. ​Fay hattı kırıld...

Deprem Sonrası Malatya: Sokak Arası Keşmekeşten Modern Pazar Yerleşkelerine

Resim
    Deprem Öncesi Kasap Pazarı - Manavlar Fotoğraf : Lütfi Özgünaydın   Deprem Sonrası Malatya: Sokak Arası Keşmekeşten Modern Pazar Yerleşkelerine ​6 Şubat depremleriyle sarsılan ve küllerinden doğmaya çalışan Malatya’yı yeniden inşa ederken, sadece binaları değil, sosyal yaşamın kalbi olan semt pazarlarımızı da "yeni bir şehircilik aklıyla" tasarlamak zorundayız. Semt pazarları; Malatya insanının taze gıdaya ulaştığı bir alışveriş noktası olmanın ötesinde, komşuluğun tazelendiği ve şehrin sosyal dokusunun ilmek ilmek işlendiği birer "açık hava buluşma alanı"dır. Yıllardır süregelen, sokak aralarına sıkışmış pazar kültürü; artık sadece bir trafik sorunu değil, aynı zamanda bir güvenlik zafiyeti, hijyen eksikliği ve kentsel bir risk alanıdır. Şehrin Haftalık Ticaret Rotası: Sokak Sokak Malatya Pazarları         Battalgazi İpek Caddesi Cuma Pazarı ​Malatya’da hayat, her sabah şehrin başka bir sokağında yankılanan pazar...