Kayıtlar

Mavi Ceylan

Resim
MAVİ CEYLAN Ayın şavkı vurmuş o masmavi elbiseye, Gecenin karanlığında gümüş bir nehir gibi akıyorsun. Gündüzün elma ve kiraz çiçekleri şimdi birer gölge, Sanki gökyüzünden yıldız dökülmüş dalların arasına. Sessizce yürüyor bir ceylan, gecenin kalbine doğru, Adımların toprağa değil, doğrudan ruhuma basıyor. Sen mi geçtin bu bahçeden, yoksa bir serap mı gördüm? Kara gözlerin, gecenin en siyah yerinde birer meşale… İpekten bakışların mısra mısra dolanıyor boynuma, Leylak kokusu gece serinliğiyle mühürlenmiş tenine. Parmak uçların elime değdiği an karanlık yırtılıyor; Gecenin bağrından bir alev fışkırıyor. Aşkın dili, bu sessiz saatlerde dökülüyor dudaklardan; Sen, karanlığın ortasında yüreğimi dağlayan o yanık ezgi. Uzaklık dediğin, bu uçsuz bucaksız gökyüzü kadar anlamsız; Nereye baksam, başımı nereye çevirsem hep sen… Yıldızlar sönse de, ay buluta girse de fark etmez; Sen, sabahı olmayan bir gecenin en parlak gerçeğisin. Tan yeri ağarıp bu rüya sona erse bile, Gözlerimdeki ...

Emeklilikte Devleşen Bir Çınar: Nurten Ertaş Çolak ve "Kitap Kervanı"

Resim
Emeklilikte Devleşen Bir Çınar:  Nurten Ertaş Çolak ve "Kitap Kervanı" ​ Değerli dostlar ve sevgili meslektaşlarım; ​Bugün sizlere sadece Malatyalı bir hemşehrimi değil, emekliliği yeni bir başlangıca dönüştüren, idealleriyle gençleşen kıymetli bir meslektaşımı , Çocuk hikayeleri yazarı  Edebiyat Öğretmeni Nurten Ertaş Çolak’ ı tanıtmak istiyorum. Nurten Hanım, "emeklilik" kavramını bir kenara bırakıp, yılların birikimini dijital dünyanın imkanlarıyla harmanlayarak YouTube’daki " Kitap Kervanı " kanalında eşsiz bir eğitim yolculuğuna çıktı. Bir Görsel Sanatlar öğretmeni olarak, kanalındaki içerikleri hayranlıkla takip ediyorum. Kendi sesinden hayat bulan; ​Görsel destekli hikâyeler, ​Ruhumuza dokunan şiirler, ​Çocuklarımızın hayal dünyasını büyüten masallar... ​Nurten Hanım'ın titizlikle hazırladığı bu içerikler, sadece birer video değil; emeğin, sesin ve görselin buluştuğu birer sanat eseri niteliğinde. ​ Neden Takip Etmelisiniz? ​Öğretm...

Kiraz Çiçeği Sırrı

Resim
  Kiraz Çiçeği Sırrı Nisan'ın etekleri indi Malatya'nın gümüşî göğüne, Bahçeler uyanır o en narin telaşın koynunda— Kiraz dalları bir gelinliğe bürünmüş beyazdan, Sanki gök kubbeden boşalmış bir yıldız yağmuru, Her biri asılı kalmış dalların en ucunda. Ayak sesin değince toprağa, usulca, Dallarda bir bayram şenliği, bir müjde esintisi; Kış boyu saklanan o en mahrem tomurcuklar, Birer sır gibi çatlar sevinçten, bembeyaz... Gelişinle dirilir kiraz ağaçlarının her biri, Seni karşılamak için dökülür yollarına. Yürürken o uçucu gölgelerin arasında, Bir ceylan ürkekliğiyle dokunursun bahara. Kiraz çiçekleri düşer ipek saçlarına— Geceye serpilmiş Samanyolu gibi parlar her telin. Ay ışığı o kara gözlerinin derinliğine sızdığında, Zaman durur; yalnızca kalbin o sessiz aksisedası kalır. Derken, rüzgârın avucunda bir Mey duduk sesi, Kiraz ağacının özünden oyulmuş o yanık makam— Ayrılığa değil, kavuşmanın o ağır sızısına yanar. Bir meltem eser peşinden, aşk kokulu; Kokun yayılı...

Bozkırın Mirası, Fırat’ın İmzası: Arguvan-Arapgir Hattında Saklı Bir Dünya

Resim
    Fotoğraf: Kasım Gümüş,  Arguvan Morhamam Kültür-Sanat  Bozkırın Sessiz Tanıkları: Arguvan ve Arapgir’in Gizemli 'Çikolata Tepeleri ​12 - 16 Nisan 2026... Takvimler baharın en taze günlerini fısıldarken, Malatya’nın kadim topraklarında saklı bir hazineyi; o gizemli Konik Tepeleri vizörlerimize hapsetmek için doğanın kalbine doğru iki aşamalı bir yolculuğa çıktık. ​İlk seferimizde, 12 Nisan günü öğle güneşinin tepede olduğu saatlerde Anadolu Haber Ajansı muhabiri, dostum ve fotoğraf sanatçısı Bayram Ayhan’ın rehberliğinde; muhasebeci Özkan İşlek ile birlikte Arguvan yollarındaydık. Ancak bozkırın gerçek ruhunu, ışığın en saf haliyle yakalamak arzusu bizi yeniden yollara çağırdı. ​16 Nisan sabahı, henüz gün yeni doğarken, şafağın serinliğiyle birlikte Bayram Ayhan ile tekrar yola koyulduk. Yaklaşık 80 kilometrelik yol boyunca Yazıhan ayrımını ve Kuruçay Köprüsü’nü geride bırakırken, bu kez ışığın en verimli saatlerini kovalıyorduk. Ku...

​Kayısı Çiçeği Mevsimi

Resim
​Kayısı Çiçeği Mevsimi Gözlerim, gözlerinin o derin sükûnetine asılı kaldı, Fırat’ın Karakaya’da durulup göl olduğu maviliğe daldım. Kıyısız bir suyun kalbinde kaybolmak gibiydi seni izlemek; Her bakışında kadim bir nehrin dinginliğiyle yıkandım. Omuzlarına bir gece gibi dökülen siyah saçların, Rüzgârın ıslığıyla savrulurken tenine; Gülümsemen geçti üzerimden, Gökyüzünden süzülüp Beydağı’na gölge düşüren bir bulut gibi Anlık, ama ömre bedel bir ferahlık bıraktı içimde. Kulaklarımda yankılanan sesin en güzel nakarattı, Bahçedeki güller bile kıskandı bu efsunu. Rüzgâr estiğinde sümbül kokulu tenin değdi burnuma; Sen, toprağa düşen ilk cemre gibi İçimdeki yaşama sevincini uyandırdın. Konuştun benimle kömür gözlüm, Uykunun o gizemli sahasında; Kuruyan bir kayısı dalından süzülen mahzun bir duduk sesi gibi Anlattın rüyalarında saklı kalan ne varsa Hasreti, acıyı, suskunluğu. Çünkü sen, durmaya yüz tutmuş yüreğimi uyandırdın, Hayatıma kayısı çiçeği saflığında bir renk kattın; Kur...

Yarım Kalan Hikâye

Resim
Yarım Kalan Hikâye ​Nisan yağmuru dökülüyor Malatya’ya, ince bir sızı gibi, Kayısı dalları, beyaz gelinliklerini kuşanmış bahçede. Her bir çiçek, yaprağında bir inci tanesi saklıyor; Tıpkı senin hayalin gibi, taze ve ıslak... ​Bir rüzgâr esiyor ta Beydağı’nın karlı doruklarından, Ardında Derme Suyu’nun o kadim, serin fısıltısı... Omuzlarına dökülen o simsiyah, o gür saçların; Geceyi kıskandıran bir şelale gibi akıyor zihnime. ​Sülün gibi süzülürken üzerindeki mavi elbisen denizleşiyor, Beyaz bileğindeki turkuaz taşla birleşip göğü yere indiriyor. Geceyle denizin kucaklaştığı o derin uçurum gibi; Kömür karası gözlerin, mavinin içinde hapsoluyor. ​Ceylan ürkekliğiyle bakıp, o ok kirpiklerinle; Yüreğimin tam orta yerinden vurdun beni. Artık ne yana baksam sendeyim, bakışlarının tutsağıyım; Gündüz hayalimin gölgesi, gece rüyamın kutbu oldun. ​Kavuşmak artık Kaf Dağı’nın ardında bir masal olsa da, Bahçemde açan her sümbülde senin kokunu duyacağım. Menekşelerin mahcubiyetinde, gü...