Kiraz Çiçeği Sırrı
Kiraz Çiçeği Sırrı Nisan'ın etekleri indi Malatya'nın gümüşî göğüne, Bahçeler uyanır o en narin telaşın koynunda— Kiraz dalları bir gelinliğe bürünmüş beyazdan, Sanki gök kubbeden boşalmış bir yıldız yağmuru, Her biri asılı kalmış dalların en ucunda. Ayak sesin değince toprağa, usulca, Dallarda bir bayram şenliği, bir müjde esintisi; Kış boyu saklanan o en mahrem tomurcuklar, Birer sır gibi çatlar sevinçten, bembeyaz... Gelişinle dirilir kiraz ağaçlarının her biri, Seni karşılamak için dökülür yollarına. Yürürken o uçucu gölgelerin arasında, Bir ceylan ürkekliğiyle dokunursun bahara. Kiraz çiçekleri düşer ipek saçlarına— Geceye serpilmiş Samanyolu gibi parlar her telin. Ay ışığı o kara gözlerinin derinliğine sızdığında, Zaman durur; yalnızca kalbin o sessiz aksisedası kalır. Derken, rüzgârın avucunda bir Mey duduk sesi, Kiraz ağacının özünden oyulmuş o yanık makam— Ayrılığa değil, kavuşmanın o ağır sızısına yanar. Bir meltem eser peşinden, aşk kokulu; Kokun yayılı...