Malatyalı Ermenilerin Kadim Sofrası: Narlıkapı’da Miçink Buluşması
Malatyalı Ermenilerin Kadim Sofrası: Narlıkapı’da Miçink Buluşması
Yazı: Fikri Demirtaş – Araştırmacı-Yazar / Emekli Öğretmen
11 Mart 2026 Çarşamba akşamı, İstanbul’un tarihî semtlerinden Narlıkapı’da bulunan Surp Hovhannes Ermeni Kilisesi’nin salonunda, Malatya’dan yükselen bir kültür ve vefa buluşmasına tanıklık ettim. Malatyalı Hayırsever Ermeniler Kültür ve Dayanışma Derneği’nin (MalatyaHAYDer) düzenlediği geleneksel Miçink sofrası, yalnızca bir yemek daveti değil; Anadolu’nun asırlık komşuluk hukukunu ve aynı coğrafyada yoğrulmuş ortak hafızayı hatırlatan anlamlı bir buluşmaydı.
Derneğin yeni dönem Yönetim Kurulu Başkanı Nubar Opan ve yönetim kurulunun ev sahipliğinde gerçekleşen bu gece, kuruluşunun 15. yılını kutlayan MalatyaHAYDer’in kültürel mirasa olan bağlılığını da ortaya koyuyordu. İstanbul’un farklı semtlerinden gelen yaklaşık iki yüz davetli, aynı sofrada buluşarak Malatya’nın hatıralarını ve geleneklerini yeniden yaşattı.
Ramazan ile Büyük Perhiz’in Kesişen Maneviyatı
Bu yılki buluşmayı daha da anlamlı kılan bir tesadüf vardı. Müslümanların Ramazan ayı ile Ermeni toplumunun Büyük Perhiz (Medz Bahk) dönemi aynı zamanlara denk gelmişti. Sofrada yapılan sohbetlerde, iki farklı inancın aynı anda nefis terbiyesi ve manevî arınma yolculuğuna çıkmasının sembolik değeri sıkça dile getirildi.
Farklı inançlara mensup insanların aynı coğrafyada benzer manevi duygularla oruç tutması, Anadolu’nun kültürel zenginliğinin ve hoşgörü geleneğinin güçlü bir yansımasıydı.
Miçink: Oruç Yolculuğunun Ortasında Bir Durak
Ermeni Apostolik geleneğinde Miçink, Paskalya’ya hazırlık sürecini kapsayan yedi haftalık Büyük Oruç döneminin tam ortasını simgeler. Bu gün, sabrın ve manevi arınmanın ortasında bir hatırlayış ve dayanışma günü olarak kabul edilir. Kiliselerde dualar edilir, mumlar yakılır ve kalpten dilekler tutulur.
Malatya Ermenilerinin Miçink geleneğinde ise sofranın baş tacı, etsiz hazırlanan özel Miçink içli köftesidir. Bulgurdan yapılan bu köftenin içi; soğan, tahin, ceviz, maydanoz ve susamla hazırlanır. Büyük Oruç’a uygun olarak tamamen hayvansal gıdadan arındırılmıştır.
Bu köftelerin en dikkat çekici yönü ise içlerinden birine gizlenen küçük bir “şans parası”dır. Ailedeki kişi sayısı kadar hazırlanan köftelerden paranın çıktığı kişi, o yılın şanslısı kabul edilir ve iyi dileklerle kutlanır. Bu gelenek, yalnızca bir oyun değil; umut, bereket ve paylaşımın sembolüdür.
Malatya Hasreti Sofrada Dile Geldi
Sofrada kaşıklar sallanırken sohbetler de yavaş yavaş Malatya’ya doğru yol aldı. Katılımcılar, çocukluklarının geçtiği mahalleleri; Türk, Kürt, Alevi ve Sünni komşularıyla paylaştıkları bayramları, düğünleri ve gündelik hayatın o sıcak komşuluk günlerini özlemle anlattılar.
Söz arasında, 6 Şubat’ta yaşanan ve hafızalara kazınan büyük felaket de hüzünle anıldı. O depremde sadece evler değil, nice hatıra da enkaz altında kalmıştı. Atalarının yaşadığı evlerin, çocukluklarının geçtiği sokakların, komşularıyla birlikte büyüttükleri mahallelerin yıkılışını anlatırken sesler titredi. Her biri, Malatya’da kalan bir kapının, bir avlunun, bir dut ağacının hatırasını yüreğinde taşıyordu.
Sohbetlerde Asbuzu bağları, köyler ve dereler bir bir anıldı: Derme suyu, Kernek, Babıktu, Çavuşoğlu Mahallesi… Şehrin kadim hafızasını taşıyan Taşhoran – Üç Horan Kilisesi ve Venk Şapeli de konuşmalarda saygıyla yad edildi.
Söz dönüp dolaşıp yine Malatya’nın bereketine geldi.
Kunduru buğdayı, kayısı bahçeleri, elma, kızılcık, şeftali ve armut ağaçları; Orduzu ile Çarmuzu’nun dillere destan nahnaları hatırlandı. Nahna köftesi, kiraz yaprağı köftesi ve analı kızlı gibi yöresel lezzetler sohbetlerin vazgeçilmez konusu oldu.
Ayrıca geçmişte Malatya’da Ermeni ustaların; yemenicilikten bakırcılığa, kuyumculuktan taş ustalığına kadar birçok zanaatta Türk ve Kürt çıraklar yetiştirerek şehir ekonomisine kattıkları değer de gururla hatırlandı. Bu anlatılar, Malatya’nın sadece bir şehir değil; ortak emeğin, birlikte yaşamanın ve paylaşılan kültürün birikimi olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Malatya’dan İstanbul’a Bir Avuç Güneş
Bu anlamlı geceye katılırken ben de yanımda Malatya’dan bir parça memleket getirmek istedim. Kendi ellerimle getirdiğim günkurusu ve islimli kayısılar, masalara dağıtıldığında salonda adeta Malatya’nın güneşi doğdu. Hemşehrilerimin oruçlarını memleket kayısısıyla açarken yüzlerinde beliren tebessüm, benim için gecenin en kıymetli anlarından biriydi.
O an İstanbul’un kalbinde, Malatya’nın kokusu ve sıcaklığı paylaşılıyordu.
Dualar ve Ezgilerle Tamamlanan Bir Gece
Yemek, Malatyalı din adamı Der Zakar Kopar’ın Ermenice okuduğu dua ile başladı. Salonda bir anda derin bir sükûnet hâkim oldu. Masalarda oturan Malatyalı konuklar saygıyla ayağa kalktı; ellerini açarak huşu içinde duayı dinledi. O an, yalnızca bir yemek başlangıcı değil, geçmişten bugüne uzanan ortak bir hafızanın ve kadim bir geleneğin sessizce yaşandığı manevi bir buluşmaya dönüştü. Duanın sonunda din adamının “Afiyet olsun” sözleri salonda yankılanırken, topluluk hep bir ağızdan “Âmin” diyerek bu anlamlı anı tamamladı.
Dernek Başkanı Nubar Opan ve yönetim kurulu üyeleri masaları tek tek dolaşarak konuklarla sohbet etti ve hatıra fotoğrafları çekildi.
Gece sona ererken hafızalarda yalnızca lezzetli yemekler değil; Malatya’nın hoşgörüsü, kayısısının bereketi ve on beş yıllık bir dayanışma ruhu kaldı.
Ayıran Değil, Birleştiren Coğrafya
Narlıkapı’daki o akşam gördüğüm tablo şuydu: İnançlar farklı olsa da dertler, sevinçler ve dualar birdir. Miçink sofrası bir kez daha kanıtladı ki; bizleri ayıran siyasetin dili değil, birleştiren coğrafyanın kardeşliğidir.Aynı toprağın suyunu içmiş, aynı sokaklarda büyümüş insanların hatıraları da kaderleri de birbirine bağlıdır
MalatyaHAYDer, 15. yılında sadece bir dernek değil, yaşayan bir hafıza olduğunu kanıtladı.
Malatya’nın ruhu, İstanbul’un kalbinde barış, sevgi ve hoşgörüyle çarpmaya devam ediyor.
Derneğin Kadın ÜyeleriMiçink yemeği buluşması, fotoğrafçı ve belgeselci Murat Ezer ile Toros Değirmenciyan tarafından video ve fotoğraflarla kayıt altına alındı.
Fikri Demirtaş
Araştırmacı-Yazar / Emekli Öğretmen
Yorumlar
Yorum Gönder