Malatya’nın Son Kalesi: Türkşeker Malatya Şeker Fabrikası Sıradaki Kurban mı? Şeker Camii Yerinde Şeker Camii Kalmalı
Malatya’nın Son Kalesi: Türkşeker Malatya Şeker Fabrikası
Sıradaki Kurban mı?
Şeker Camii Yerinde Şeker Camii Kalmalı
6 Şubat depremleriyle sarsılan Malatya’da, sadece binalarımızı değil, bizi biz yapan değerlerimizi de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bugün Malatya için iki büyük "hafıza merkezi" ciddi bir tehdit altında: Biri şehrimizin ekonomik can damarı, üretimdeki son kalesi Türkşeker Malatya Şeker Fabrikası; diğeri ise bu toprakların manevi mührü, cemaatinin ve Fabrika kültürünün kalbi olan Şeker Camii. Şehrin yeniden inşa sürecinde, fabrikamızın akıbeti belirsizliğe itilirken, yıkılan camimizin yerine
“erkek öğrenciler için Kur’an-ı Kerim Eğitim Merkezi” yapılmak üzere kullanılacağı yönündeki haber, sadece bir imar meselesi değil, Malatya’nın tarihine ve geleceğine vurulan bir darbedir. Ekmek teknemiz olan fabrikayı kurban vermemek, secde ettiğimiz camiyi ise yerinde yaşatmak, bu şehre karşı boynumuzun borcudur.
Bir şehrin gerçek zenginliği yalnızca metrekaresi pahalı arsaları, yükselen rezidansları ya da ışıklı vitrinleri değildir. Bir kentin asıl serveti; üretim kültürü, emek hafızası ve kuşaktan kuşağa aktarılan sanayi mirasıdır. Ne yazık ki Malatya bugün bu üç temel damarını da hızla kaybetmektedir.
Tekel Tütün Fabrikası ve Sümerbank Mensucat yalnızca ekonomik işletmeler değildi. Bu kurumlar; işçiye sosyal güvence kazandıran, kadın istihdamını artıran, köylüyü üretim zincirine bağlayan ve kentli bilincini inşa eden Cumhuriyet projeleriydi. O fabrikaların bacaları sadece duman değil; umut, düzen ve gelecek üflüyordu.
Bugün geriye ne kaldı?
AVM’ler, rezidanslar, zincir mağazalar ve geçici istihdam modelleri…
Özelleştirme Gerçeği: Fabrika Gitmedi, Hafıza Dağıtıldı. Özelleştirme yalnızca bir mülkiyet devri değildir. Yanlış yönetildiğinde; kent belleğinin parçalanması, sosyal yapının çözülmesi ve üretim refleksinin köreltilmesi anlamına gelir. Malatya Tekel Fabrikası kapandı; tütün üreticisi sözleşmesiz kaldı.Sümerbank dağıtıldı; tekstil ustalığı yok oldu.Yan sanayi çöktü; esnaf zincirleme etkilendi.
Nitelikli iş gücü göç etti; şehir yaşlandı Bu tablo bize şunu gösteriyor: Fabrika kapatmak sadece kapıya kilit vurmak değildir; bir üretim ekosistemini yok etmektir.
Bir zamanlar bacalarıyla gökyüzüne refahın ve emeğin dumanını savuran bu tesisler, Malatya’nın sosyal pusulasıydı. O günlerde Malatya denince yalnızca kayısı değil; tütünün bereketi, pamuğun dokusu ve üretimin onuru da akla gelirdi. Bugün ise bu devasa kampüslerin yerinde ruhsuz beton yığınları ve tüketim çarkları dönüyor.
Şeker Fabrikası: Malatya’nın Üretimdeki Son Kalesi
Sümerbank ve Tekel’in hazin sonu, Malatya’nın hafızasında kapanmayan yaralar olarak duruyor. Şimdi ise ülkemizde satılan dokuz şeker fabrikası gibi aynı senaryonun, şehrimizin üretimde ayakta kalan son kalesi olan Malatya Şeker Fabrikası için sahneye konulmasından derin bir endişe duyuyoruz.1953 yılında planlanan ve inşasına başlanan Malatya Şeker Fabrikası, 1 Ekim 1956’da dönemin Başbakanı Adnan Menderes tarafından açılmıştır (Kaynak: Malatyahaber.com – Nezir Kızılkaya). Bugün bu fabrika, Malatya’nın üretim damarlarının ayakta kalan son büyük kalesidir.
Türkşeker Malatya Şejer Fabrikası’nın özelleştirilmesi ve kapatılmasına yönelik girişimlere karşı; Şeker-İş Sendikası Başkanı Nuri Murat’ın öncülüğünde sendika üyeleri, Ziraat Odası Başkanı merhum Bayram Polat, sivil toplum kuruluşları, duyarlı vatandaşlar ve yerel basının omuz omuza verdiği kararlı mücadele sayesinde fabrikanın satılması engellenmiştir. Bu ortak direniş, yalnızca bir fabrikanın değil, şehrin üretim hafızasının, emeğin ve geleceğin de korunmasını sağlamıştır. Malatya’nın üretim hafızasından süzülüp gelen 2025 yılı verileri, şehrimizin ekonomik can damarının ne denli güçlü attığını kanıtlıyor:
Geçtiğimiz yıl tam 450 bin ton pancar, emeğin imbiğinden geçerek işlendi. Bu devasa üretimden 56 bin ton şeker soframıza ulaşırken; hayvancılığın lokomotifi olan 153 bin ton küspe ve sanayinin ham maddesi 20 bin ton melas ekonomimize kazandırıldı. Rakamların ötesindeki asıl mucize ise bu çarkların 60 bin insanın evindeki tencereyi kaynatıyor, ekmeğini bölüşüyor olmasıdır. Şeker Fabrikası, Malatya için sadece bir üretim tesisi değil, on binlerce ailenin umut kapısıdır.
Atıl Bırakılan Milli Servet: Alkol (İspirto) Fabrikası
Malatya Şeker Fabrikası yerleşkesi içinde bulunan Malatya Alkol Fabrikası, arıtma tesisi gerekçesiyle 2004 yılında kapatılmıştır. Oysa bu tesis çalıştığı dönemde günlük 56 bin litre, 96 derece saf alkol üretmekteydi.
Pandemi süreci, yerli alkol üretiminin stratejik önemini acı biçimde ortaya koydu. Yurt içi üretim yetersiz kaldı, ithalat kapıları aralandı.
Bugün ise bu tesis, 20 yılı aşkın süredir atıl durumda, makineleri suskun, bacası tütsüz, yarasaların ve güvercinlerin barınağı haline gelmiş bir “ölü yatırım” olarak çürümeye terk edilmiştir. Bu manzara, milli servetin kaderine terk edilişinin somut fotoğrafıdır.
Kuşatma Altındaki Yerleşke Türkşeker Malatya Şeker Fabrikası
Yerleşke yaklaşık 1000 dönümlük bir alanı kapsamakta, bugün tapulu olarak kalan kısmı ise yaklaşık 350 dönümdür.
Yıllar içinde bu alanın önemli bir bölümü farklı kurumlara devredilmiştir:
200 dönüm Sağlık Bakanlığı’na,
345 dönüm Büyükşehir Belediyesi’ne,
65 dönüm Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne,
13 dönüm İl Emniyet Müdürlüğü’ne,
Depremde yıkılan Şeker Camisi alanı 3182 metrekarelik alanı Diyanet’e tahsis edilmiştir.
Betonun Gölgesinde Kaybolan Malatya Şeker Fabrikası'nın Bahçeleri
Malatya Turgut Özal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bayram Murat Asma, "Kayısı Ağacından Hikayeler" adlı eserinde, şehrin kalbinde yükselen ama sessizce veda eden devasa bir mirasa parmak basıyor. Kitabın 215-216. sayfasında, bugün sadece satırlarda kalan o muazzam anıt ağaçların hikayesi başlıyor.
Şehrin Asırlık Nöbetçileri
Bir zamanlar Şeker Fabrikası misafirhanesinin hemen arkasında, zamanın tüm yorgunluğuna rağmen dimdik duran bir anıt kayısı ağacı vardı. Yaklaşık bir asrı devirmiş (90-100 yaşlarında), gövde genişliği 310 santimetreye ulaşmış bu dev, 11 metre yükseklikten şehri izler, her bahar beyaz gelinliğini giyerek yazın güneşin altın yumurtası meyvesini vermeye devam ederdi.
Onun biraz ötesinde, fabrikanın havuzunun doğusunda ise 80-85 yaşlarında bir başka "yaşayan tarih" yükseliyordu. Gövdesi 244 santimetre, boyu ise göğe uzanan 13,5 metrelik bir heybet… "Ne yazık ki bu iki ulu çınar meyve veren kayısı ağacı, koruma altına alınmayı beklerken yaşlı ağaçdan biri 2010 yılında kesilerek tarihten silindi, diğeride 2025 yılında rüzgârdan devrilerek ömrünü tamamlamış.
Şeker Fabrikası yerleşkesi bir zamanlar meyve koleksiyon bahçeleriyle adeta bir gen bankasıydı.
kayısı ağaçları, Abbas armudu, yerel elmalar, kiraz ve bölgeye özgü çeşitler… Bugün bunların çoğu modern yapılaşmanın kurbanı oldu.
6 Şubat Deprem sonrası İtfsye binasının arkasına kurulan konteyner kent sırasında da çok sayıda susuzluktan kurumaya başlayan meyve ağaçları kesildi.
Cennetten Bir Köşe: Malatya Şeker Fabrikasının Yerleşkesi
Oysa burası bir zamanlar
sadece bir sanayi alanı değil; çamların serinliği, çınarların gölgesi, dutların tatlı telaşı ve asmaların ferahlığıyla örülü "Şeker Camisi, Şeker İlkokulu / Ortaokulu , misafirhanesi, futbol sahası lojmanları, havuzu, cennetten bir köşe" gibiydi.
Akasya kokularının üzüm bağlarına karıştığı bu yeşil vaha, yerini gri betonlara bırakarak şehrin hafızasında derin bir boşluk açtı. Şehrin kolektif hafızası bir bir betonun altına gömülürken, gözler Malatya’nın son nefes borusu olan bu kutsal üretim alanına dikilmiş durumda.
Şehir İçin Nefes Borusu: Kültür Park
Mevcut fabrika alanı ise yeni beton projelere kurban edilmemelidir. Bu bölge, hiçbir ticari, kamu yapılaşmaya izin verilmeden “Kültür Park” olarak düzenlenmeli; Malatya’nın yeşil alan ihtiyacına nefes olacak bir kamusal yaşam merkezi haline getirilmelidir.
Şeker Camii Yerinde Şeker Camii Kalmalı
Malatya Şeker Fabrikası yerleşkesinde depremde yıkılan Şeker Camii’nin bulunduğu alanın, “erkek öğrenciler için Kur’an-ı Kerim Eğitim Merkezi” yapılmak üzere kullanılacağı yönündeki haber, şehir hafızası açısından ciddi bir tartışmayı beraberinde getirmiştir.
Şeker Camii sıradan bir yapı değildi. O cami; fabrikanın emekçileriyle, mahalle sakinleriyle, vardiya çıkışlarında saf tutan işçilerle, bayram sabahlarının kalabalığıyla bir semtin manevi merkeziydi. Orası sadece bir ibadet mekânı değil, Malatya’nın üretim kültürüyle, sosyal yaşamıyla iç içe geçmiş bir hafıza alanıydı.
Aynı zamanda Şeker Camii, şehirler arası yol güzergâhı üzerinde bulunması nedeniyle yalnızca mahalleliye fabrikaya değil, yoldan geçen binlerce yolcuya da kapılarını açan bir duraktı. Uzun yolculukların yorgunluğunu taşıyan insanlar burada mola verir, abdest alır, namazlarını eda eder, caminin bahçesinde kısa bir soluklanmayla yeniden yola koyulurdu. Bu yönüyle Şeker Camii, sadece bir fabrika camisinden öte; Malatya’nın misafirperverliğini temsil eden, yolun içindeki bir nefes alanıydı.
Deprem, bizden çok şey aldı. Evlerimizi, işyerlerimizi, anılarımızı… Ancak kalan değerleri de bir bir dönüştürerek yok etmek, bu şehre ikinci bir travma yaşatmaktır. Şeker Camii’nin yerine yine bir cami yapılması; geçmişe saygının, toplumsal sürekliliğin ve ortak belleğin korunmasının en doğal gereğidir.
Elbette Kur’an-ı Kerim eğitim merkezleri değerlidir, gereklidir. Ancak bunun için Malatya’da başka uygun alanlar bulunabilir. Yeni bir işlev üretmek adına, köklü bir mekânın kimliğini silmek doğru değildir. Şehircilik sadece bina dikmek değil; hafızayı, kültürü ve toplumsal bağları koruyarak yeniden inşa etmektir.
Şeker Camii adı, o mekânla özdeşleşmiştir. Orada büyüyen çocukların, orada cenaze namazı kılanların, orada ilk safına duran işçilerin hatırası vardır. Bu isim ve bu işlev korunmalıdır.
Yetkililere çağrımız nettir:
Şeker Camii’nin yeri, yine Şeker Camii olarak ayağa kaldırılmalıdır. Deprem sonrası yeniden yapılanma, geçmişi silerek değil; geçmişi onararak yapılmalıdır.
Malatya’nın ihtiyacı olan şey; kimliksiz projeler değil, hafızasına sahip çıkan bir şehircilik anlayışıdır.
Son Söz
Korkarız ki; pancarın toprak kokusunu betonun soğukluğuna, çiftçinin onurlu emeğini rantın doymak bilmez iştahına kurban etme sırası bu son direniş hattına gelmiştir. Türkşeker Fabrikası, Malatya için yalnızca bir sanayi tesisi değildir. O, Tekel’in küstürülen tütün üreticisinin ve Sümerbank’ın sökülen tezgâhlarının ardından elimizde kalan son onur nişanıdır.
Bu alanı da “hizmet” ve “modernleşme” makyajıyla beton sessizliğine gömersek, sadece bir fabrikayı değil, Malatya’nın geleceğe uzanan üretim damarlarını da keseceğiz. Hafızasını AVM koridorlarında kaybeden bu kadim şehrin, “şeker” tadındaki son umudunu betonla zehirlemeyelim.
Bu yazı; Malatya’nın üretim kültürüne ömrünü vermiş tüm işçilere, toprağına emek vermiş cefakâr çiftçilere ithaf edilmiştir.
Fotoğraf Galerisi:
Anıt Kayısı Ağacı , 23 Haziran 2007
Fotoğraf: B.Murat Asma Arşivi
Yorumlar
Yorum Gönder