Bozkırın Sessiz Tanıkları: Arguvan ve Arapgir’in Gizemli 'Çikolata Tepeleri
12 - 16 Nisan 2026... Takvimler baharın en taze günlerini fısıldarken, Malatya’nın kadim topraklarında saklı bir hazineyi; o gizemli Konik Tepeleri vizörlerimize hapsetmek için doğanın kalbine doğru iki aşamalı bir yolculuğa çıktık. İlk seferimizde, 12 Nisan günü öğle güneşinin tepede olduğu saatlerde Anadolu Haber Ajansı muhabiri, dostum ve fotoğraf sanatçısı Bayram Ayhan’ın rehberliğinde; muhasebeci Özkan İşlek ile birlikte Arguvan yollarındaydık. Ancak bozkırın gerçek ruhunu, ışığın en saf haliyle yakalamak arzusu bizi yeniden yollara çağırdı.
16 Nisan sabahı, henüz gün yeni doğarken, şafağın serinliğiyle birlikte Bayram Ayhan ile tekrar yola koyulduk. Yaklaşık 80 kilometrelik yol boyunca Yazıhan ayrımını ve Kuruçay Köprüsü’nü geride bırakırken, bu kez ışığın en verimli saatlerini kovalıyorduk.
Kuruçay Köprüsü’nü geride bıraktığımızda, yolun sağ tarafında, gökyüzünün beyaz tülbentleri andıran bulutlarının arasından mağrur bir siluet belirdi: Elâzığ'ın ilçesi Baskil sınırlarında Selçuklu dönemi Kadim Süryani Mor Ahron Manastırı. Muşar Dağı’nın zirvesine bir mühür gibi kazınmış bu kutsal yapıya bakarken, 2020 yılındaki o unutulmaz ziyaretim zihnimde yeniden canlandı.
2020, Mor Ahron Süryani Manastırı Güneşin doğuşu ve batışıyla insanı büyüleyen bu eşsiz konum, yol boyunca bir deniz feneri gibi bize eşlik etti. Şafağın ilk huzmeleri konik tepelerin sırtına vurduğunda, çekimlerimizin ne denli bereketli geçeceğini gördük; gölge ve ışığın bu eşsiz dansı, toprağın her bir kıvrımını adeta birer heykel gibi belirginleştirmişti. Rotamızı; toprağın, rüzgârın ve zamanın milyonlarca yıldır ilmek ilmek işlediği Arguvan ve Arapgir’in o vakur coğrafyasına emanet ettik.
Göz alabildiğine uzanan bozkırın ortasında ve Fırat Nehri’nin kadim kıyılarında Elazığ Baskil Karaleylek Kanyonu ve Karakaya Baraj gölüne kadar öyle bir coğrafya yükselir ki; burası doğanın kendi atölyesinde, sabırla yonttuğu bir sanat galerisidir.
Bozkırın Renk Tayfı: Morhamam’dan Deregezen’e Bir Yolculuk
Arguvan’ın doğusunda, Morhamam köyünün sessizliğinden başlayan bu doğa mucizesi; Susuz kavunu ile ünlü Narmikan’ın bereketli topraklarından süzülüp Arapgir yolunu takip ettiğimizde, baraj sularının sakin bir koy oluşturduğu Levenge (Söğütlü Çayı) kıyılarına ulaşırız. Buradan itibaren Deregezen civarında konik tepeler adeta bir zirve noktasına ulaşır. Deregezen’in en dikkat çekici yanı ise insan ve doğanın yarattığı o muazzam uyumdur: Köydeki geleneksel kerpiç evlerin sıvaları, tıpkı etrafı saran yamaçlar ve konik tepeler gibi kırmızı toprak rengindedir. Sanki evler, topraktan ayrı birer yapı değil, o tepelerin birer uzantısı gibidir.
Köylüler tarafından binlerce yıldır tarım arazisi olarak kullanılan bu yamaçlar, her mevsim başka bir maskeye bürünür. Baharın taze yeşiliyle kontrast oluşturan kızıl tepeler, yazın kavurucu sıcağında "çikolata" kahvesine dönerken, kışın beyaz örtü altında birer buzdan heykele dönüşür. Bu coğrafya, her an değişen ışık oyunlarıyla misafirlerine bitmek bilmeyen bir görsel şov sunmaktadır. Köylülerin Kızılgedik dediği mevkilerde, Fırat Nehri’ne doğru öbek öbek ilerleyen konik tepeler; doğanın bu topraklara vurduğu birer mühür gibi yükselir.
Fotoğraf: Mahmut Orhan Alkaya
Yolculuk devam ettikçe, İçmece (Çermik) bölgesinin batısında, Olçuk mevkisinden itibaren tepelerin yoğunluğu artar. Eski Arapgir yolunu takip eden hat boyunca, Karaağıl ve Hacıöldüren mevkilerindeki çukur alanlarda, yeryüzü sanki bir devin avucundan dökülen irili ufaklı konik geometrik tepeler bezenmiş gibidir. Bu yoğunluk, ziyaretçiye yeryüzünden çok, başka bir gezegenin ıssız ve büyüleyici yüzeyinde yürüdüğü hissini verir.
Yeşil Denizde Yükselen Renk Adaları
Baharın gelişiyle uyanan ekin tarlaları buğday, arpa bozkırı uçsuz bucaksız yeşil bir denize dönüştürürken; bu yeşilliğin ortasında ada gibi yükselen konik tepeler, görsel bir şölenin başrol oyuncularıdır. Bakır kırmızısından derin kahveye, boz renginden toprak kızılına kadar uzanan bu tepeler; bulutlara uzanmaya çalışan devasa heykeller gibi gökyüzünün altında gururla süzülürler.
Bozkırın Vakur Muhafızları
Fotoğraf: M.Orhan Alkaya
Doğanın kendi elleriyle, rüzgârın ve suyun maharetiyle şekillendirdiği bu irili ufaklı tepeler, ovada birer gizemli Tümülüs gibi vakur ve mağrur bir duruş sergilerler. Her biri sanki binlerce yıllık bir sırrı saklayan doğa anıtlarıdır. Erozyonun sert çizgileri, bu tepelerin yüzeyinde eşsiz desenler oluştururken; ışığın açısına göre renk değiştiren doğanın bu eşsiz sanat eserlerini tanımak, toprağın kızıllığıyla ekinin yeşilini aynı karede buluşturmak isteyenler için bu bölge bir davetiyedir. Doğa severler, gezginler ve ışığın peşindeki fotoğraf sanatçıları için Arguvan-Arapgir hattı, her mevsim farklı bir tablonun içine yürümek için harika bir fırsat sunmaktadır.
Adım Adım Zirveye: Doğayla Nefes Almak
Bayram Bey, Anadolu Ajansına göndereceği tepeler konusunda fotoğraf ve video için "Gümüş Kanat"ıyla (dron )bizi de gökyüzünden bir kartal gözüyle izlerken;
biz Özkan Bey ile birlikte bu tepelerden birine tırmanmaya başladık. Tepeye dikine değil, tıpkı geçmişteki sürülerin ayak izlerinden süzülen ince patikalar gibi yatay kavisler çizerek yol aldık. Bu dolambaçlı tırmanış, hem ayak bileklerimizi güçlendiriyor hem de her adımda manzaranın perspektifini biraz daha genişletiyordu. Yol kenarlarındaki küçük arklar arasında, yaban domuzu sürülerinin toprağı birer çapa makinesi gibi hırsla eşelediği yerler, doğanın ham ve vahşi yüzünü hatırlatıyordu.
Zirveye ulaştığımızda ise karşımızda birbiri ardına sıralanmış, ufka kadar uzanan bir geometrik şölen duruyordu. Kuşbakışı baktığımızda, az önce içinden geçtiğimiz asfalt yol, yemyeşil tarlaların arasından simsiyah bir yılan gibi kıvrıllıyordu. Bu zirvede ciğerlerimizi tertemiz dağ havasıyla doldurup oksijen depolarken, bu görsel şöleni ölümsüzleştirmek için kolları sıvadık.

Arapgir Dergezen Kuruağaç
Fotoğraf: Bayram Ayhan
Işığın ve Belgenin İzinde: Bir Ortak Mesai
Bozkırın bu gizemli ruhunu kayda geçirmek için, Anadolu Ajansı (AA) üzerinden geçtiği harika karelerle sesimizi dünyaya duyuran dostum; muhasebeci ve fotoğraf sanatçısı Bayram Ayhan ile omuz omuza verdik. Bu "Konik Tepeler" çalışmasında o, bir ışık avcısı titizliğiyle; sabahın ilk ışıklarıyla uyanan toprak dokusunu ve akşamüstü gün batımının o altın saatlerini (Golden Hour) dronu, fotoğraf makinesi ve kamerasıyla en saf haliyle mühürledi. Onun vizöründen süzülen bu eşsiz görüntüler dünya basınına servis edilirken; ben de kendi fotoğraf makinemle bu görsel şöleni kareledim. Ancak benim için bu sadece bir çekim değil; tepelerin derinliğini, jeolojik öyküsünü ve tarihsel kimliğini araştırarak bu yazıyla ölümsüzleştirdiğim bir keşif yolculuğuydu.
Arguvan Morhamam , Karşı Mor Ahron Manastırı Fotoğraf: Bayram Ayhan
Yaptığım araştırmalarda, bu eşsiz jeolojik yapının dünyadaki iz düşümünü keşfetmek heyecan verici bir yolculuğa dönüştü. Uzak Asya’da, Filipinler’in Bohol Adası’nda milyonlarca turisti kendine çeken 1200’den fazla meşhur "Chocolate Hills" (Çikolata Tepeleri) varsa; Anadolu’nun kalbinde, Ankara Nallıhan’daki Kız Tepesi Tabiat Anıtı ile Arguvan-Arapgir arasındaki o sessiz ve vakur güzergâhta da bu doğa harikasının kadim kardeşleri uzanmaktadır. Gökyüzüne doğru ritmik birer dua gibi yükselen bu konik yapılar, bozkırın ortasında keşfedilmeyi bekleyen birer yeryüzü mühürüdür.
Bu doğa harikası alan, Fırat Nehri'nin vakur akışıyla şekillenen Karakaya Baraj Gölü havzasında, bölgenin bir diğer büyüleyici noktası olan Baskil Kara Leylek Kanyonu'na sadece 4 kilometre mesafededir. Bu yakınlık, bölgeyi bir doğa rotası haline getirmek için eşsiz bir fırsat sunmaktadır.
Arapgir Söğütlüçay( Levenge) Fotoğraf: Bayram Ayhan
Kireç taşlarının milyonlarca yıl süren erozyonla şekillenmesi sonucu ortaya çıkan bu tepeler, kurak mevsimde kadim höyüklere benzeyen kahverengi tonlarıyla tam bir "çikolata" görünümü kazanırken; kışın yağan karla birlikte devasa birer dondurma topuna dönüşüyor. Yükseklikleri yer yer 100 metreyi bulan bu yapılar, jeolojik olarak şiddetli erozyonun ve yer yer volkanik hareketlerin izlerini taşıyor. Bu tepeler, zamanın, rüzgârın ve suyun milyonlarca yıl boyunca bu topraklara yazdığı birer doğa şiiridir.

Fotoğraf alıntı: Filipinler’in Bohol Adası Çikolata tepeleri
Fırat’ın Saklı Mabedi: Kara Leylek Kanyonu’na Yolculuk
Arguvan ve Arapgir’in o gizemli konik tepelerini geride bırakıp rotamızı Fırat’ın serin nefesine kırdığımızda, coğrafya bize bambaşka bir hikâye anlatmaya başladı. Malatya-Arapgir yolu üzerinde, Narmikan köyü civarında karşımıza çıkan "Balık Çiftliği" tabelası, bizi bozkırın sessizliğinden alıp nehrin kıyısına ulaştıracak olan o stabilize yola davet etti.
Bozkırda Bir Aşk Masalı: Angutlar
Taşlı yollarda ağır ağır ilerlerken, tarlaların kenarındaki su birikintilerinde bir çift Angut kuşuyla karşılaştık. Sadakatin simgesi olan bu kuşların o vakur duruşunu fotoğraflarken; etrafımızdaki ekin tarlaları, uçsuz bucaksız yeşil bir deniz gibi dalgalanıyordu. Bu yeşil deryanın ortasında yükselen konik tepeler, sanki bir okyanusun ortasındaki ıssız adaları andırıyordu. Yaklaşık 6 kilometrelik bu masalsı yolculuğun sonunda, yeryüzünün en derin yarıklarından biri olan Kara Leylek Kanyonu bizi tüm ihtişamıyla karşıladı.
İki Yakanın Ortak Mirası
Kanyon, Fırat Nehri’nin iki yakasını kardeş kılan bir doğa harikasıdır. Bir yanı Elazığ’ın Baskil ilçesine bağlı Kumlutarla köyüne yaslanırken, karşı kıyısı Malatya’nın Arguvan Narmikan sınırlarına uzanır. Tektonik hareketlerin ve Fırat’ın milyonlarca yıl süren sabırlı aşındırmasının bir eseri olan bu kanyon; 10 milyon yıllık bir jeolojik hafızayı taşır. Nehrin iki yakasını kucaklayan bu alanda, Karakaya Barajı’nın suları üzerinde gümüş halkalar çizen onlarca balık çiftliği, doğanın bereketiyle insanın emeğini birleştiriyordu.
Gökyüzünün Siyah Yıldızları: Kara Leylekler
Fotoğraf Alıntı
Kanyon, adını dünyanın en nadir misafirlerinden olan "Kara Leylek"lerden alıyor. Dünyada sayıları sadece 10-15 bin çift olduğu tahmin edilen bu göçmen kuşlar, yaz aylarında kanyonun dik taş duvarlarındaki mağaralara ve sarp kayalıklara yuva yaparak burayı bir kuş cennetine dönüştürüyor. Biz oradayken, yüzlerce siyah kanat nehir üzerinde adeta Türk Yıldızları'nın o muazzam gösterilerini anımsatan bir koreografiyle süzülüyordu. Bu siyah elmasların gökyüzündeki dansını izlemek için yanınızda mutlaka bir dürbün bulundurmalısınız; zira kanyonun ve tepelerin gizli kalmış tüm detayları ancak o zaman tüm çıplaklığıyla önünüze seriliyor.
Doğanın Saf Hali ve Gelecek Vizyonu
Fotoğraf: Bayram AyhanFırat Göl Olurken, Karaleylek Kanyonu
Kanyona vardığınızda, gökyüzüne meydan okuyan o devasa kaya surları arasından sessizce akıp giden Fırat, sizi sonsuz bir sükûnete davet eder. Bu surlar, suyun sabrıyla kayanın direnişinin milyonlarca yıllık bir portresidir.
Henüz modern tesislerin, piknik alanlarının veya insan elinin değmediği bu bakir alan, gün batımında tam bir görsel şölene dönüşür. Nehrin kuzeyine doğru sahil boyunca balık tutulabilecek alanlar olsa da, bu sarp coğrafyanın her an dikkat ve saygı beklediğini unutmamak gerekir.
Bu eşsiz değerin, doğayı koruyan bir hassasiyetle turizme kazandırılması en büyük temennimizdir. Fırat’ın iki yakasına yapılacak kuş gözlem terasları ve ekolojik dokuya uygun tesisler, bu saklı cenneti gelecek nesillere aktaracak birer köprü olacaktır. Kara Leylek Kanyonu, sadece bir coğrafi nokta değil; bozkırın ortasında, Fırat’ın kalbinde atan bir yaşam damarıdır.
Bir Doğa Mirası Çağrısı: Arguvan, Arapgir
"Gökkuşağı Tepeleri" Turizme Kazandırılmalıdır
Ankara Nallıhan’daki Kız Tepesi Tabiat Anıtı, bugün Türkiye’nin en çok ilgi çeken jeolojik rotalarından biri. TRT Haber ve ulusal medyada sıkça yer alan haberlerde de belirtildiği üzere:
"Kırmızı, kahverengi, gri ve sarı tonlarına sahip toprak yapısıyla 10 milyon yıl önce oluşmuş bu rengarenk tepeler, Nallıhan Kuş Cenneti ile birleşerek doğa fotoğrafçılığı ve turizm için eşsiz bir zenginlik katıyor."
Fotoğraf: TRT Haber Nallıhan
Bir Görsel Sanatlar öğretmeni olarak diyorum ki; hayranlıkla izlediğimiz bu görsel şölenin bir benzeri, belki de daha bakiri Malatya’mızda, Arguvan ve Arapgir'in o kadim coğrafyasıda keşfedilmeyi beklemektedir.
Kurumsal İş Birliği ve Saha Araştırması Şart
Malatya Valiliği, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi ile Arguvan, Arapgir Belediyelerimizin el ele vererek bu bölgeyi bir "Tabiat Anıtı" statüsünde değerlendirmesi elzemdir. Kültür Müdürlüğü’nün görevi sadece kağıt üzerinde değil, bizzat sahada, yerel gezginlerin ve araştırmacıların sesine kulak vererek şehrin kültür-sanat envanterini genişletmektir.
Önerilerimiz ve Beklentilerimiz:
Jeolojik Tescil ve Koruma:
Arapgir Söğütlüçay (Levenge) Konik tepe Fotoğraf: Bayram Ayhan
Arguvan Morhamam’dan başlayıp Arapgir Kaynak ve Deregezen köylerine uzanan bu konik, renkli tepelerin jeolojik yapısı incelenmeli ve turizme tescillenmelidir.
Saha Envanteri: Yerel araştırmacıların ve fotoğraf sanatçılarının paylaşımları ihbar kabul edilerek, uzman ekiplerce bölgede Bozkır foto-safari ve yürüyüş rotaları belirlenmelidir.
Tanıtım ve Sanat: Bu alanlar, " Arguvan'ın, Arapgir'in Çikolata Tepeleri" veya "Fırat’ın Renkli Sırtları" gibi markalarla ulusal medyaya taşınmalıdır.
Ekolojik Turizm: Nallıhan örneğinde olduğu gibi, bölgedeki Fırat Nehri Söğütlü Çayı ve baraj gölü havzasındaki kuş varlığı ile bu tepeler birleştirilerek bütüncül bir ekoturizm planı hazırlanmalıdır.
Şehirlerin kültürel kazanımları, sadece binalarla değil, doğanın sunduğu bu devasa sanat eserlerini fark etmek ve korumakla olur. Yerel araştırmacıların ve sanatçıların feryadı, bu şehrin gelecekteki turizm potansiyelinin anahtarıdır.
Bozkırın İzini Sürenler:
Sanatın ve Tanıklığın Gücü
Bu coğrafyanın sessiz lisanını anlamak ve o derin ruhu kitlelere anlatmak için yıllardır emek veren isimler, bugün sunduğumuz bu turizm ve koruma önerisinin en güçlü şahitleridir. Bozkırın her karışında ayak izi olan, bölgenin kadim bilgeliğini MAGMA sayfalarına taşıyan Mahmut Orhan Alkaya ve ömrünü bu toprakların eğitimine, kültürüne adayarak PostSeyyah üzerinden gezi fotoğraflarıyla bu coğrafyayı ilmek ilmek işleyen Kasım Gümüş gibi isimler bu hafızanın mimarlarıdır.
Bu kolektif emeğin en taze ve çarpıcı meyvesi ise, dostum fotoğraf sanatçısı Bayram Ayhan ile 12-16 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirdiğimiz saha çalışması
27 Nisan 2026 tarihinde Ayhan’ın kadrajından dökülen ve Anadolu Images (AA) üzerinden dünyaya servis edilen görüntüler; Arapgir Kaynak köyü mevkisindeki bu oluşumları "Malatya'nın Doğal Heykelleri" olarak tüm ülkeye ilan etmiştir. Su ve rüzgârın sabırlı aşındırmasıyla milyonlarca yılda şekillenen, istiridye ve deniz kabuklarını andıran bu sıra dışı yapılar, doğanın sunduğu görkemli bir açık hava müzesi niteliğindedir.
Arguvan’dan başlayıp Arapgir’in derinliklerine süzülen bu sessiz bilgeliği; fotoğraf karelerine hapseden değil, o karelerle ölümsüzleştiren sanatçılarımızın vizöründen süzülen bu "Bozkır Ruhu", topraklarımızın sadece taş ve tozdan ibaret olmadığını haykırmaktadır. Sanatçılarımızın objektifleri; buranın nefes alan bir estetik miras ve korunması gereken devasa bir yeryüzü tablosu olduğunu ispatlamaktadır.
Bu çağrı, yerel araştırmacıların ve sanatçıların yıllardır biriktirdiği o devasa görsel hafızanın bir feryadıdır. Nallıhan’daki Kız Tepesi örneğinde olduğu gibi; yerel gezginlerin, fotoğrafçıların ve biz araştırmacıların ulusal medyada yankı bulan bu paylaşımları artık bilimsel bir saha araştırmasıyla taçlandırılmalıdır. Şehirlerin kültürel kazanımları; ancak yerel değerlerin samimi sesine kulak verilerek ve bu sanatsal birikimler kurumsal projelerle harmanlanarak kalıcı hale gelir.
Gelin; Arguvan ve Arapgir’in bu renkli toprak konik tepelerinden oluşan saklı sanat galerisini, sanatçılarımızın vizöründen süzülen o eşsiz ışıkla buluşturalım ve bu Anadolu mucizesini dünyaya hep birlikte sunalım.
Fikri Demirtaş
Emekli Görsel Sanatlar Öğretmeni
Araştırmacı-Yazar
Fotoğraf Galerisi
Yorumlar
Yorum Gönder