Kayısı Çiçeği Mevsimi
Kayısı Çiçeği Mevsimi
Gözlerim, gözlerinin o derin sükûnetine asılı kaldı,
Fırat’ın Karakaya’da durulup göl olduğu maviliğe daldım.
Kıyısız bir suyun kalbinde kaybolmak gibiydi seni izlemek;
Her bakışında kadim bir nehrin dinginliğiyle yıkandım.
Omuzlarına bir gece gibi dökülen siyah saçların,
Rüzgârın ıslığıyla savrulurken tenine;
Gülümsemen geçti üzerimden,
Gökyüzünden süzülüp Beydağı’na gölge düşüren bir bulut gibi
Anlık, ama ömre bedel bir ferahlık bıraktı içimde.
Kulaklarımda yankılanan sesin en güzel nakarattı,
Bahçedeki güller bile kıskandı bu efsunu.
Rüzgâr estiğinde sümbül kokulu tenin değdi burnuma;
Sen, toprağa düşen ilk cemre gibi
İçimdeki yaşama sevincini uyandırdın.
Konuştun benimle kömür gözlüm,
Uykunun o gizemli sahasında;
Kuruyan bir kayısı dalından süzülen mahzun bir duduk sesi gibi
Anlattın rüyalarında saklı kalan ne varsa
Hasreti, acıyı, suskunluğu.
Çünkü sen, durmaya yüz tutmuş yüreğimi uyandırdın,
Hayatıma kayısı çiçeği saflığında bir renk kattın;
Kuru dallarıma baharı
Ellerinin o şefkatli dokunuşuyla getirdin.
Gönlüm bu; coğrafya tanımadı, sınır bilmedi,
Seni bir adım değil, kırk diyar öteden sevdi.
Varlığın, karanlık geceme doğan en eski ışıktı
Ve ben, o ışıkta kendimi yeniden buldum.
Fikri Demirtaş
Fırat, Karakaya Gölü
Kayısı Ağaçları Çiçek Açarken
Bostanbaşı, Bahçede Sümbül çiçekleri
Yorumlar
Yorum Gönder