Kayıtlar

Reyhan Kokulu Yarim

Resim
Reyhan Kokulu Yarim Yürüyor Beydağı'nın üzerinden bulutlar , Reyhan Moruna çalan bir gökyüzünde. Aspuzu bağlarında gezer ruhum,   Bir düş müydü sen, yoksa gerçeğin ta kendisi?   Ceylan gözlerinde bir nur pınarı,   Bakışınla eridi kalbim, savruldu diyar diyar.   Bir kuş gibi çırpınır yüreğim,   Kafesten kaçar,  kara gözlerinde bulur kendini.   Bahçede reyhan toplarken, elim titrer, Her yaprağı bir anın, bir hatıranın izi. O narin rayiha, esen rüzgarla coşar, Sanki sen varsın yanımda, her nefeste sen. Mor iksir şerbetinden tattım, gözlerim kapandı, Damla damla değil, ummanlar aktı ruhuma. Her zerrem senle doldu, mest oldum benliğimden, Bir ömürlük sevdamsın, reyhan kokulum. Mavi kelebek kanadından ödünç alınmış,   Zarafet omuzlarında salınır.  Saçların rüzgârla savrulur, reyhanla karışır,   Her teline şiir düşmüş, her nefesine aşk.   Pembe dudağından bir fısıltı yayılır: ...

Prof. Dr. Bayram Murat Asma ve Malatya Kayısısı: Ödüllü Kitabın Şehre Çağrısı

Resim
Türkiye'nin, Avrupa Birliği'nde coğrafi işareti tescilli ürünlerinden olan Malatya kayısısı Malatya’da bahar, kayısı çiçeklerinin beyaz örtüsüyle gelir. Üreticinin  gözü, kış boyu tomurcuklara takılı kalır. Her dal, bir düğün, bir ev, bir gelecek demektir. Malatya’nın sarı altınıyla kimi oğluna sıcak bir yuva kurar, kimi kızına çeyiz dizer.  Kimi gurbette üniversite öğrencisi kızının/oğlunun okul masrafını karşılar. Kayısı, onlar için yalnızca bir meyve değil; kayısı evlattır, emektir, nesiller boyu süren bir sevdadır. Hasta yatarken bile bahçeye koşar, sevgiyle ağacı seyredip toprağın nabzını dinler.   Malatya Kayısısının tanımı, tarihçesi ve özellikleri Malatya "dünyanın kayısı başkenti" olarak da adlandırılmaktadır. Kendine özgü tat ve aromasıyla ün kazanmış 2017 yılında AB tarafından Menşe adı ile Coğrafi İşaret olarak tescil edilmiş meyvedir. Mart ayında çiçek açan kayısı ağaçlarında meyve hasadı Temmuz ayında yapılır. 1928 Yılında İzmir Fuarında Malatya Kayısıs...

Mavi Kelebek ve Aşkın Kanatları

Resim
Karagözmavisi Kelebek  Fotoğraf: Hüseyin Koç Mavi Kelebek ve Aşkın Kanatları Malatya'nın gül yüreğinde, Aspuzu bağ köyü Barguzu'nun titreyen bir aşkıydı o mavi kelebek. Her kanat vuruşuyla güller nefes aldı, Taçyapraklar inip kalktı, aşkın nabzıyla çarptı toprak... Ve rüzgâr, ta derinden fısıldadı o an: "Yaşamak yetmez," dedi narin kanatların sesi, "Güneşe dokunmak, özgürlüğü solumak, bir çiçeğe, bir aşka tutunmak gerek." Otururken bahçemde, bir serüven çağırıyordu içimi. Ansızın gözlerimde belirdi: Mavi kelebeğin ipeksi kanadının renginde elbisesiyle, süzülür gibiydi. O, mavi kelebeğin ta kendisiydi: narinliği, zarafeti, sonsuzluğun kanadı. Zeytin karası gözler,  Omuzlara dökülen çağlayan saçlar... Gülünce gamzelerinde açan güller, Sanki mavi kelebeğin kanadından gelen bir rüyanın kendisiydi İşte o an sardı benliğimi; büyük bir dönüşümün habercisi. İçime usulca doldu: Bir huzur, geleceğin müjdesi, coşkun bir yaratma arzusu. İlk gördüğüm günden b...

Hasretin Ay Işığı

Resim
Hasretin Ay Işığı Dolunay tanık, bu sevdaya, Bir ceylana tutsağım ben! Gönül denizimde çalkantılar,  kasırgalar koparken... O sürmeli iki gece... Kara sular gibi gözler! Çaldı benliğimi, eritti sessizce, bir kördüğümde. Kirpiklerin: oklar! Saplandı yüreğimin  ta derininde. Her ürperişim kanıyor;  yanıyor içim, kül olurken. Gamzelerin: kırmızı gül! Kokusu taze,  burnumda süzülen. Her solukta ciğerime dolan bir gülistan. Çok özlüyorum... Dokunamıyorum...  Kucaklayamıyorum seni! Hem yakınımda bir soluk,  hem sonsuzluk kadar ırak. Anladım, almış yürümüş sarmış bu sevda içimizi. Şahidimiz gözlerimiz,  kalplerimiz şimdi. Gel hilal kaşlım,  otur karşıma, Siyah saçlarında sar beni. Her gece—gündüz  yüreğimde, Bekledim seni. Aaah!  Bir görebilsem... Bir dokunsam... Haziran 07 - 2025 Fikri Demirtaş,  Yeşilyurt- Malatya 

Malatya'da Don Yarası, İklim Kırbacı

Resim
Fotoğraf: Mahmut Orhan Alkaya Malatya ve 36 İlde Don Olayı: Tarımda Bir Yılın Panoraması 11-12 Nisan 2025 tarihlerinde Türkiye, özellikle de tarımın kalbi Malatya ve beraberindeki 36 ilimiz, yıkıcı bir don olayıyla sarsıldı. Baharın müjdecisi olması beklenen günler, eksi derecelere düşen hava sıcaklıklarıyla adeta bir kış kabusuna dönüştü. Bu beklenmedik ve şiddetli don, ülkenin önemli tarım bölgelerinde geniş çaplı hasara yol açarak, çiftçilerimizin bir yıllık emeğini ve umutlarını dondurdu. Magma Dergisi, Malatyahaber.com yazarı M. Orhan Alkaya, 18 Mayıs 2025 tarihinde yayımlanan  " Malatya Tarımında Kayıp1 yıl! Peki şimdi ne olacak? " başlıklı yazısında, bu felaketin boyutlarını çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. Alkaya'nın objektifinden yansıyan fotoğraflar, donun tarım arazilerinde yarattığı tahribatı, kurumuş dalları, buz kesmiş filizleri ve çaresizliği "donun panoraması" olarak detaylı bir şekilde aktardı. Gezgin Öğretmen Fikri Demirtaş ...

Malatya'da Renk İhtilali

Resim
Fotoğraf: M.Orhan Alkaya  Bahar, Malatya’nın dağlarına usulca tırmanır Yemyeşil bahçelerde kışın son düşü de erir.   Toprak, kabuğunu kıran bir canlı gibi silkelenir,   Narin tomurcuklar, rüzgârın dilinden öğrenir açmayı.   Dallarda bir renk ihtilali: Ve şimdi, iğde kokusu yayılır dallarından, Kızılcıklar altın mürekkeple yazar baharı, Şeftali çiçekleri pembenin utancını taşır dudaklarında, Kayısı ağaçları, gelinliğini giymiş bir tabiatın duaları… Nar çiçekleri de bu ihtilale katılır, dallarında kızıl alevler gibi yanarak baharın coşkusunu zirveye taşır Dağ eteklerine serpilir bin bir çiçekten halı  Sarısı güneşe meydan okur, moru geceye hasret.   Arılar, nektarın kutsal ritüelini başlatır,   Kuşlar, gökyüzünü çatlatırcasına bir neşe ile çınlar.   Güneş, toprağa düşer altın bir yelpaze gibi,   Kokusuyla sarhoş eder ıslak çamur ve filiz.   Dereler, kadim bir şarkıyı mırıldanır taşlara Sa...

A. Kadir Paksoy'un kaleminden Darende - Malatya gezisi

Resim
26 Mayıs 2025, Cuma, 15.00 İçimde yazma isteği artık kalmadı gibi. Kendimi artık yeryüzünde yapacağını yapmış, ununu elemiş, eleğini asmış biri gibi duyumsuyor, her an ölümün kapımı çalacağını varsayarak, nereye gömülmeliyim, yapıtlarımın ve kitaplığımın yitip gitmemesi için ne yapmalıyım diye düşünüp duruyorum… Bu düşünceyle beş gün önce Darende’ye gittim. Doğduğum evi, dedemin adıyla (Namık Paksoy ya da Namık Bey Konağı) anılan konağın ne halde olduğunu göreyim dedim. Konakta kalacak durum yoktu, Darende Öğretmenevinde üç günlük yer ayırttım ama ancak bir gün kalıp çaresizlik ve düşkırıklığı ile Ankara’ya döndüm. Darende’ye gitmeden önceki günlüğümde Ankara’daki Darende İlçesi Yardımlaşma ve Kültür Derneğindeki imza ve söyleşimin çok iyi geçtiğini, hemşerilerimin ilgisinin beni duygulandırdığını yazmıştım. Darende’deki ilgi öyle olmadı. Darende’ye gitmeden önce Darende Beni Unutma şiir kitabımı Belediye Başkanı’na (Alican Bozkurt) göndermiştim, ama sayın başkandan telefon...