Kayıtlar

Yarım Kalan Hikâye

Resim
Yarım Kalan Hikâye ​Nisan yağmuru dökülüyor Malatya’ya, ince bir sızı gibi, Kayısı dalları, beyaz gelinliklerini kuşanmış bahçede. Her bir çiçek, yaprağında bir inci tanesi saklıyor; Tıpkı senin hayalin gibi, taze ve ıslak... ​Bir rüzgâr esiyor ta Beydağı’nın karlı doruklarından, Ardında Derme Suyu’nun o kadim, serin fısıltısı... Omuzlarına dökülen o simsiyah, o gür saçların; Geceyi kıskandıran bir şelale gibi akıyor zihnime. ​Sülün gibi süzülürken üzerindeki mavi elbisen denizleşiyor, Beyaz bileğindeki turkuaz taşla birleşip göğü yere indiriyor. Geceyle denizin kucaklaştığı o derin uçurum gibi; Kömür karası gözlerin, mavinin içinde hapsoluyor. ​Ceylan ürkekliğiyle bakıp, o ok kirpiklerinle; Yüreğimin tam orta yerinden vurdun beni. Artık ne yana baksam sendeyim, bakışlarının tutsağıyım; Gündüz hayalimin gölgesi, gece rüyamın kutbu oldun. ​Kavuşmak artık Kaf Dağı’nın ardında bir masal olsa da, Bahçemde açan her sümbülde senin kokunu duyacağım. Menekşelerin mahcubiyetinde, gü...

​Melid’in Mavi Yazgısı: Tulya’nın Dönüşü

Resim
    Fotoğraf Alıntı Melid’in Mavi Yazgısı: Tulya’nın Dönüşü ​Gökyüzü yere inmiş, üzerinde o uzun mavi gece, Nisan rüzgârı her dokunuşta bir deniz büyütür teninde. Sen yürürken Melid’in kadim toprağında, Arslantepe’den bir Kraliçe uyanır; Vakarın, Malatya’nın beyaz baharıyla kucaklaşır. ​Zarif adımların, mühürlü yolların anahtarı... Gamzende saklı güller, bir ömrün sığınağı. Omuzlarına gece gibi dökülen dalgalar, Ve kiraz dudaklarında asılı duran o tılsımlı susuşlar. ​Kömür gözlerin, mavinin kalbinde iki kara elmas; Baktığın yer nisan yağmuru, hem yakar hem canlandırır. ​Bak, kayısı çiçekleri bembeyaz bir bulut şimdi, Ama benim gözüm o ak kâinatın içindeki eşsiz mavide. Yüreğimde bir kelebek telaşı; Kalbim, senin gönül toprağına sızmaya can atan bir pınar... * ​Sözlük: ​Melid: Malatya’nın Hitit dönemindeki adı, "Bal Ülkesi". Tulya: Hititçe "Yaşam Kaynağı" anlamına gelen bir kadın ismi. ​Arslantepe: Malatya'da bulunan, dünya tarihine ışı...

​Toprağın Sessiz Fısıltısı: Malatya Bozkır Arazilerinde ve Tepelerinde "Gastronomik Altın" Mesaisi Başladı

Resim
​Toprağın Sessiz Fısıltısı: Malatya Bozkır Arazilerinde ve Tepelerinde "Gastronomik Altın" Mesaisi Başladı ​Nisan yağmurlarının ardından Malatya’nın sarp yamaçlarında ve güneş gören bozkırlarında tatlı bir telaş var. Halk arasında "kudret sebzesi" olarak anılan, toprağın altında gizli bir hazine gibi saklanan domalan mantarı (keme), 2026 sezonunu rekor fiyatla açtı. ​Dağların Gizli Hazinesi: "Eğilmeden Bulunmaz" ​Malatya’da baharın müjdecisi sadece çiçekler değil, toprağın bağrında saklanan domalan (kome) mantarıdır. "Eğilmeden bulunmaz" denilerek sabrın ve dikkatin sembolü haline gelen bu özel tür;  Türkiye’nin özellikle İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde Terfezia türleri doğal olarak yayılış göstermektedir. Üstün lezzetleri ve yüksek besin değerlerinin yanı sıra tıbbi özellikleri ile de dikkat çeken Terfezia türleri, tüm dünya da büyük talep gören mantarlar arasındadır.   Görünüşü daha çok patatesi andıran,...

Gözlerinde yaşamak

Resim
Gözlerinde yaşamak Senin gözlerinde nefes alıyorum, gülüm, Bir yıldız gibi parlıyor bakışların, Uzaklarda olsan da kalbimde çiçek açıyor Sensizliğin gölgesinde büyüyen özlemlerim. Özlüyorum seni, ama dokunamıyorum, Rüzgârın taşıdığı hayaline sarılıyorum. Meğer ne ağırmış uzaktan sevmek, Bir deniz, kıyısına varamayan gemi gibi. Hep aklımda, hep kalbimin kıyısındasın, Bir gülüşünle bahar serpilir içime. Gülüşüne kurban olduğum sevgili, Senin adını anınca bile dünya güzelleşir. Ey gece! Sen karanlığın örtüsünü sererken yıldızlarına, Git o ceylana söyle; Onu çok özledim, Yüreğimde kanat çırpan tüm kuşlar Adını fısıldıyor her an. Fikri  Demirtaş  Malatya,  6Nisan 2026

Karagözlüm,

Karagözlüm, Artık ilkbahar geldi; Çiçekler yokluğun uykusundan uyanırken Sen ruhuma cemre gibi düştün. Sümbül saçlarının her örgüsüne Gönlümü sessizce bağladım. Gözlerimiz, aşkın konuşmayan tanıkları; Gonca dudakların kalbime vurulmuş bir mühür. Ceylan bakışlarınla Sönmeyen bir tutku oldun içimde, Külüyle bile ısıtan bir yangın gibi Yaşıyorum seni. Aşk, insana biraz bela belki; Ama ben sevmenin bütün ağırlığını Gömdüm kalbimin en derin yerine. Varsın canımı acıtsın, Sen orada oldukça Bu yük bana kader değil, nimettir.

Gözlerin Ateşi

Resim
Gözlerin Ateşi Kömür karası gözlerin... ateşin közünü saklar derinlerinde. Bir kıvılcım düşer bakışlarından, ruhum tutuşur ansızın. İki kapı gibi açılır gözlerin; biri karanlığın gizemiyle çağırır, öteki büyüsüyle sarar beni. Rüzgârda savrulan saçların… siyah bir alev gibi parlar, gecenin kalbinde yanar yıldız misali. Her telinde özgürlüğün nefesi, ruhuma yakıcı bir şarkı fısıldar. Okyanus dalgası gibi vurur tutkun, kayalıklar misali yüreğime; her çarpışında içimde yeni bir yangın doğar. Sen... yalnızca ışığınla değil, içindeki ateşle güzelsin. Yalnızlığını gizlesen de o titrek kıvılcımı duyarım. Ve bir gün, ansızın yüreğin benimkine değdi. O andan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Özlemin, damarlarımda dolaşan alev; yakar, kavurur beni. Sana sarılıp teninin kokusuna karışmak, zamanı küle çeviren bir yerde yalnızca seninle yanmak isterim. Çünkü sen varsın… Ve ben, her nefeste yeniden tutuşuyorum. Fikri  Demirtaş,  Malatya 

Karagözlüm: Ruhuma Düşen Cemre

Resim
Karagözlüm – Ruhuma Düşen Cemre Baharın müjdesi vurdu pencereme, karagözlüm, Uykusundan uyandı çiçekler, sessiz ve derin. Bir cemre gibi düştün ruhumun tam ortasına, Gönlümü sümbül saçlarının örgüsüne bağladım. Artık bakışlarımız konuşur; Aşkın en sessiz, en sadık tanığıyız. Dudakların mühürlü bir gonca, Zamana emanet edilmiş bir sır. Ceylan bakışlarında tutuşmuş bir kor bu, Dışım sükût, içim yanık bir mevsim. Küllerimde saklıdır hâlâ o ateş, Ben susarak da sevmeyi bilirim. Eskiler der ki: “Aşk, tatlı bir beladır insana…” Ben o belayı kalbime yazgı bildim. Gelişin bahar olsun, bakışın ömür; Ben seninle yanan bu ateşe razıyım. Fikri Demirtaş, Bostanbaşı -Yeşilyurt/ Malatya