Kayıtlar

Dallara Dizilmiş İnci Taneleri: Malatya Kayısı Çiçeklerinin Sessiz Şöleni ve Bir Çağrı

Resim
    Fotoğraf: Bayram Ayhan  Dallara Dizilmiş İnci Taneleri: Malatya Kayısı Çiçeklerinin Sessiz Şöleni ve Bir Çağrı ​Bahçeler, kainatın en mahir ressamının mevsim mevsim değişen tabloları gibidir. Sonbaharda hüznün ve olgunluğun rengi olan sarıya bürünürken; ilkbaharda adeta bir diriliş muştusuyla çiçeklerin zarif dansına ev sahipliği yapar. Benim için çiçekler, sadece birer bitki değil; zarafetin, renklerin ve hislerin en saf halidir. İlahi sanatın o taklit edilemez mucizeleri, nakış nakış işlenmiş motifleri ve latif kokularıyla ruhumuza ferahlık, kalbimize umut taşırlar. ​Aşıkları coşturan, ressamların tuvalinde canlanan, Anadolu kadınının kilimine, yazmasına ilmek ilmek işlediği o çiçekler; bir zamanlar Yunus Emre’yle de hasbihal etmemiş miydi? Hani sormuştu ya o meşhur sarı çiçeğe: "Annen baban var mıdır?"  Çiğdem Der ki Ben Elâyım türküsünde, Aşık Veysel, farklı çiçekleri insan gibi konuşturmuş ve her birinin ağzından farklılık ve güzellik...

​Melita’nın Gizemli Kraliçesi

Resim
Melita’nın Gizemli Kraliçesi Bahar, önce dalların gizli damarlarına yürüdü usulca, Tomurcuklar, ürkek birer fısıltı gibi aralandı uykularından. Sana uzanan yollarda, buğulu bir iz bıraktı adımlarım— Her iz, gülüşünün tam ortasında açılan o derin çukura mühürlendi; Hani gülünce gamzelerinde binlerce gülün rengi gizlidir ya, İşte oraya. Bak, kayısı ağaçları gelinliğini giyinmiş, Malatya, vuslatın ak sütüyle yıkanmış bembeyaz bir düş. Ellerimle toplasaydım gökyüzünün bu karlı çiçeklerini, Güneşten ördüğüm bir tacı bırakacaktım saçlarına— Derme'nin o serin sularına fısıldadığım ismin gibi, Sessizce, kimsesizce ve büyük bir sadakatle. Zihnimin karanlık dehlizlerinde dikilip duruyorsun öylece; Melita'nın mitolojik, toprağın ve zamanın kahverengisini kuşanmış kraliçesi gibi. Ne kadar yakınsın— Hem bu kadar yakın, hem binlerce yıl kadar uzak. Ve mağrur. Menekşeler mavisini giyinmiş, sümbüller toprağı kokluyor, Ama ne çare— Benim ciğerlerime sinen, o tenindek...

​ŞEHRİN SESSİZ İHTİYACI: MEDENİYETİN ÖLÇÜSÜ OLARAK KAMU TUVALETLERİ

Resim
    Yapay Zeka Görseli ​Şehrin Sessiz İhtiyacı: Medeniyetin Ölçüsü Olarak Kamu Tuvaletleri ​Bir şehrin gelişmişlik düzeyi; gökyüzünü parselleyen beton blokların yüksekliğiyle değil, sokaklarındaki yaşamın kalitesi ve en temel insani ihtiyaçlara gösterilen zarafetle ölçülür. Gerçek bir şehir; vatandaşının en mahrem ihtiyaçlarını birer lütuf değil, temel bir hak olarak görür. Kamusal alanların, yani umumi tuvaletlerin hijyeni, ibadethanelerin ve okulların temizliği; o şehrin insanına verdiği değerin en berrak aynasıdır. ​Kentin ruhu, en temel ihtiyaçların karşılandığı o en küçük birimlerde, yani sokaktaki nezakette saklıdır. Tuvalet deyip geçmemek gerekir; temiz ve güvenli tuvalet kullanımı, hastalıkların önlenmesinde hayati bir rol oynayan toplum sağlığı sigortasıdır. Malatya özelinde ve tüm modern şehirlerde şu hakikat haykırılmalıdır: Hijyenik bir tuvalet lüks değil; sosyal adaletin sokaktaki tezahürü ve insan onuruna yakışan bir haktır. ​Kadim Bir Gelenek: Mabetl...

İçimdeki Mevsim Sensin

Resim
İçimdeki Mevsim Sensin Gökyüzünde süzülen yalnız bir ak güvercin gibi, Beyazlara bürünerek geliyorsun. Kanatlarında bulutların yumuşak soluğu, Ürkek bir papatyanın inceliğiyle Yalnızlığımın kışını eritiyorsun Seninle açılıyor zamanın en saklı kapısı, Kuru dallarıma su, Suskun gecelerime ses oluyorsun. Gönlümün ıssız kıyılarında bahar, Senin her süzülüşünde yeniden filizleniyor. Ve sonra— Kömür karası gözlerin düşüyor karanlığıma. Bakışlarında saklı bir Nevruz ateşi; Kıvılcımları karları yaran bir uyanış. Dışarıda ayaz hüküm sürse ne çıkar, İçimde senin kadim sıcaklığın var. Saçlarında baharın ilk kokusu, Sessizce açan kayısı çiçekleri gibi. Gülüşün değince yüzüme, İçimde gizli kalmış bahçeler uyanıyor. Yüreğin üşümesi masal sanırdım, Senin yokluğunla gerçek oldu. Özlemin, içimde kıyamete duran bir ses, Sessizliğe karşı yükselen bir isyan. Ve hâlâ yanıyor o kadim kor; Sen— Yanımda olmayan ama zamana karışan, Yokluğuyla çoğalan, Varlığıyla beni yeniden var eden bir se...

Nevruz’da Açan Tenin

Resim
Sultan Nevruz Kutlu Olsun... Nevruz’da Açan Tenin Her yıl martın son demlerinde bir kapı aralanır içimde— adı Nevruz. Yeryüzü silkelenir, eski zamanların tozunu omuzlarından atar, gökyüzü mavi bir örtü gibi iner üstümüze, ve dünya, masallardan kalma bir sabaha uyanır. Toprak derinlerinde bir sır taşır o vakit: buzun ardında kıpırdayan kökler, karın altında gizli bir ateş… İşte Nevruz, o görünmeyen ateştir; karanlığın artık sığmadığı yerden yeşilin ilk çığlığıdır. Bir yaprak titrer ansızın, rüzgâr yön değiştirir, kalbim— seni hatırladığı yerde hızlanır. Çünkü bahar yalnız doğanın değildir; insanın içinde çözülmeyi bekleyen uzun bir kıştır. Ve ben, içimdeki donmuş nehirleri senin adınla eritiyorum. Yoksun— ama bir imge gibi duruyorsun hâlâ: siyah dalgalı saçların geceyi bölüyor, kara gözlerin uzak bir ateş gibi yanıyor, ceylan bakışların kalbime dokunan en eski hikâye. Malatya’da kayısı çiçekleri açmış, bembeyaz— senin tenin gibi, ve rüzgâr, usulca taşıyor kokunu bana: kayısı...

​MALATYA’NIN SU HAFIZASINDA BİR KIRILMA:​Musluktaki Bereketten Plastik Hapsine Suyun Ticarileşme Öyküsü

Resim
    Derme Suyu, Kaptaj ​"Su Gibi Aziz Ol" Duasından "Plastik Çağı"na Nasıl Geldik? 22 Mart Dünya Su Günü.Birleşmiş Milletler tarafından 1993 yılından bu yana kutlanan bu gün, aslında modern dünyanın "unuttuğu" bir gerçeği fısıldıyor. Suyu sadece teknik bir sıvı değil; bir medeniyet, bir hafıza ve bir "can yoldaşı" olarak gören bizler için bugün, sadece bir takvim yaprağı değil, bir hatırlama ve öze dönüş günüdür. Malatya gibi suyla yoğrulmuş bir şehirde, Dünya Su Günü’nü plastik şişelerin gölgesinde değil, Beydağı’nın serinliğinde anmak boynumuzun borcudur.     Suyun Ruhu ve Mukaddes Yankısı: Kaptajdaki Ezeli Zikir 2023 yılının Ekim ayında, Malatya’nın hayat damarı olan Kaptaj’a doğru bir yolculuğa çıktım. Sonbaharın serinliği şehre inerken, içtiğimiz her damla suyun hikayesini yerinde görmek istedim. Dağların kalbinden süzülüp gelen o berrak kaynağın başında durduğumda, suyun sadece bir ihtiyaç değil, bu kadim coğrafyanın...