Yarım Kalan Hikâye
Yarım Kalan Hikâye Nisan yağmuru dökülüyor Malatya’ya, ince bir sızı gibi, Kayısı dalları, beyaz gelinliklerini kuşanmış bahçede. Her bir çiçek, yaprağında bir inci tanesi saklıyor; Tıpkı senin hayalin gibi, taze ve ıslak... Bir rüzgâr esiyor ta Beydağı’nın karlı doruklarından, Ardında Derme Suyu’nun o kadim, serin fısıltısı... Omuzlarına dökülen o simsiyah, o gür saçların; Geceyi kıskandıran bir şelale gibi akıyor zihnime. Sülün gibi süzülürken üzerindeki mavi elbisen denizleşiyor, Beyaz bileğindeki turkuaz taşla birleşip göğü yere indiriyor. Geceyle denizin kucaklaştığı o derin uçurum gibi; Kömür karası gözlerin, mavinin içinde hapsoluyor. Ceylan ürkekliğiyle bakıp, o ok kirpiklerinle; Yüreğimin tam orta yerinden vurdun beni. Artık ne yana baksam sendeyim, bakışlarının tutsağıyım; Gündüz hayalimin gölgesi, gece rüyamın kutbu oldun. Kavuşmak artık Kaf Dağı’nın ardında bir masal olsa da, Bahçemde açan her sümbülde senin kokunu duyacağım. Menekşelerin mahcubiyetinde, gü...