Gözlerinde Kalan Ömür
Gözlerinde Kalan Ömür Şafağın ilk ışıkları odama süzülürken, zihnime düşen ilk cemre sensin. O siyah, dalgalı saçların— her kıvrımı, mısralarında kaybolduğum gece karası bir suskunluk. Dudaklarının kıyısında beliren bir tebessümle mevsimler nezaketle eğiliyor; bakışların değdiği yerde yeryüzü erken bir bahara uyanıyor. Gamzelerin, hüzne kapalı iki küçük mabet sanki. En taze gülü orada koklamak, sonra susmak… ve ömrü, o eşsiz gülüşünün serin gölgesinde usulca eksiltmek. Penceremde Nisan’ın o gümüşten telleri titrerken, Sanki birazdan bir ceylan süzülecek sokağın ıslak teninden... Bir ceylanın su kenarına inişi gibi, sessizce yerleşiyorsun ömrüme. Huzuru, sürmeli gözlerinin çölde bir aldatıcı serap gibi duran derin kuyularında buluyorum. Bir kez kapılırsam o bakışa, aklımdan vazgeçip Mecnun’a dönerim. Gönül bahçemin her karışında adın filizleniyor; kalbimin ritmi, isminin harflerinden örülmüş eski bir beste gibi çarpıyor göğsümde. Hüzün kokan ıssız gecelerde, sensizliğin ayaz...