Aşk Ağacı Karadut
Aşk Ağacı Karadut Derler ki, eski zamanların sessizliğinde bir karadut ağacı yükselirmiş gökyüzüne. O, sıradan bir ağaç değilmiş. Kökleri, birbirine kavuşamayan iki sevgilinin yüreğine uzanırmış. Delikanlının toprağa düşen kanı meyvesine koyu kırmızı rengini vermiş. Genç kadının gözyaşlarıysa yapraklarına şifa olmuş. Bu yüzden karadutun lekesini yalnız kendi yaprağı silermiş. Çünkü aşk, yarasını da merhemini de kendi içinde taşırmış. O günden beri karadut, aşk ağacı diye anılır. Her ilkbahar iki sevgilinin yarım kalan ömrü çiçeklerinde yeniden filizlenir. Yaz gelince meyvelerinde onların hasreti olgunlaşır. Rüzgâr dallarına dokunduğunda eski bir sevdanın türküsü duyulur. Gölgesine sığınan her âşık, yalnız serinlik bulmaz; birbirini ölümsüz kılan iki yüreğin sessiz duasını da hisseder. Çünkü o ulu karadut, yalnız meyve veren bir ağaç değildir. Her dalı bir hatıra, her yaprağı bir şefkat, her meyvesi bir aşk yemini taşır. Ve yüzyıllardır iki sevgilinin adını çiçek açarak söyl...