Kayıtlar

Karlara Gömülü Kayısı Ağacı

Resim
Karlara Gömülü Kayısı Ağacı Bahçenin tam ortasında duruyorum; Göğsüme, dağlardan kopmuş bir çığ gibi Eski bir hüzün iniyor usulca. Malatya, beyaz bir sessizliğe bürünmüş, Sokaklar nefesini tutmuş, Kar; gökyüzünün yere bıraktığı kırılgan bir yas… Sen yoksun… Ve karın masum beyazlığı, Dudaklarımda tadı olmayan bir serap artık. Birlikte kayısı topladığımız o ağacın dalları şimdi karlara gömülü, Gölgesinde sakladığımız gülüşler bile ürperiyor. Her kar tanesinde yüzün beliriyor bana; Bakışların, düşen kristallerin içinde titreyen bir ışık gibi. Zemherinin soğuğu kemiklerime işlerken, Gönlümde senin adın közleniyor. O ceylan bakışlarını, Gözbebeklerimin içinden ördüğüm altın bir kafeste saklıyorum; Kirpiklerimin gölgesinde taşıdığım Kutsal bir emanet gibi… Her gece uykunun karanlık kuyusuna indiğimde, Düşlerimin en ince dalında açan tek çiçek sensin. Kalbimdeki eski yaranın üzerine Adını sürüyorum merhem gibi. Ve artık biliyorum; Sen, zamanın pas tutmayan nakışı olarak Sol yanımd...

​Sığınaktan Tasarıma: Konteynerlerin İkinci Hayatı ve Büyük Dönüşüm

Resim
  Malatya Konteyner Kent,    Fotoğraf: malatyahaber.com  Doğa Olayından "Asrın Felaketine: 6 Şubat’ın Anatomisi ​ 6 Şubat 2023 sabahı saat 04:17’de merkez üssü Pazarcık olan M_w 7.7 büyüklüğündeki depremle sarsıldık. Henüz bu şoku atlatamadan, öğlen 13:24’te Elbistan merkezli M_w 7.6 büyüklüğünde ikinci bir darbe aldık. Yerin yalnızca 7-8 km derinliğinde gerçekleşen bu sarsıntılar, yer kabuğunu adeta bir kağıt gibi yırttı. ​Doğa Olayı mı, İnsan Felaketi mi? ​ Teorik olarak doğal afet, kaynağını doğadan alan ve insanoğluna zarar veren olayların genel adıdır. Deprem ise üzerinde güvenle yürüdüğümüz toprağın aslında durağan olmadığını hatırlatan sert bir doğa olayıdır. Ancak 11 ilimizi kapsayan bu büyük yıkım için "Asrın Felaketi" nitelemesi, sorumluluğu tamamen doğaya yüklemek de yanlış olur. ​Asıl gerçek şudur: ​Doğa vurdu, ama bizi yıkan liyakatsiz harçlar oldu. ​Yer sarsıldı, ama bizi enkaz altında bırakan denetimsiz kolonlardı. ​Fay hattı kırıld...

Deprem Sonrası Malatya: Sokak Arası Keşmekeşten Modern Pazar Yerleşkelerine

Resim
    Deprem Öncesi Kasap Pazarı - Manavlar Fotoğraf : Lütfi Özgünaydın   Deprem Sonrası Malatya: Sokak Arası Keşmekeşten Modern Pazar Yerleşkelerine ​6 Şubat depremleriyle sarsılan ve küllerinden doğmaya çalışan Malatya’yı yeniden inşa ederken, sadece binaları değil, sosyal yaşamın kalbi olan semt pazarlarımızı da "yeni bir şehircilik aklıyla" tasarlamak zorundayız. Semt pazarları; Malatya insanının taze gıdaya ulaştığı bir alışveriş noktası olmanın ötesinde, komşuluğun tazelendiği ve şehrin sosyal dokusunun ilmek ilmek işlendiği birer "açık hava buluşma alanı"dır. Yıllardır süregelen, sokak aralarına sıkışmış pazar kültürü; artık sadece bir trafik sorunu değil, aynı zamanda bir güvenlik zafiyeti, hijyen eksikliği ve kentsel bir risk alanıdır. Şehrin Haftalık Ticaret Rotası: Sokak Sokak Malatya Pazarları         Battalgazi İpek Caddesi Cuma Pazarı ​Malatya’da hayat, her sabah şehrin başka bir sokağında yankılanan pazar...

Taşın Kalbine Fısıldayan Adam: Hüseyin Çakıl

Resim
      Fotoğraf: Hüseyin Çakıl 12 Ocak 2026… Arguvan Atmalı dostum Rıza Parlak’ın ablasının taziyesi için gittiğim Malatya Yazıhan ilçesinde taziye çadırının ağır, içe çöken havası vardı. Dualar, fısıltılar ve sabırla bekleyen insanların sessizliği birbirine karışmıştı. İşte o kalabalığın içinde,  taşları yontarak yazı yazan, heykel yapan Hüseyin Çakıl Amca’nın oğluyla karşılaştım. Söz, ister istemez ona geldi. Bir an duraksadım, sordum… Kısa ama derin bir sessizlikten sonra, gözlerini yere indirerek, “Fikri hocam,” dedi, “geçen yıl, 2025’in Nisan ayında rahmetli oldu.” O an, çadırın içindeki kalabalık dağıldı sanki. Uğultular sustu, dualar uzaklaştı. Zaman, bir anlığına yerinde dondu. İçimde yalnızca taşın suskunluğu kaldı; çekiç sesleri kesilmiş, yontulmayı bekleyen bir kaya gibi ağır ve sessiz… Hüseyin Çakıl Amca, bu topraklarda taşı konuşturmuş, taşla dost olmuş bir ustaydı. Akademik bilgiden değil; meraktan, sezgiden ve sabırdan beslenen bir ömürle iz...