KARADUTUN ALTINDA

Bostanbaşı( Barguzu) Malatya 
 
Karadutun Altında

Asbuzu'nun kadim bağlarına mor bir akşam inerdi.
Asırlık bir karadut, kökleriyle toprağın hafızasını tutar,dallarıyla göğü örterdi.
O ağaç,iki sevdalının adını rüzgârdan bile kıskanırdı.

Sonra sen gelirdin...
Sürmeli gözlerin,temmuz güneşinde 
olgunlaşmış bir karadut kadar siyah,
bir o kadar da derindi.
Bakışların değdiği yerde
gece karanlığını unuturdu;
yıldızlar,ışıklarını kirpiklerinde çoğaltırdı.

Saçların, Beydağı'nın yamaçlarından inen rüzgârla savruldukça,
bağların sessizliği türkü olurdu.
Gülüşün, Melid’in sabahına düşen ilk güneşti;
susuşunsa, Aslantepe'nin kerpiç duvarlarına sinmiş binlerce yıllık bir sır...

Ben, yalnız bir bakışına bütün ömrümü verecek kadar sevdim seni.
Elin elime değdiğinde  Fırat akmayı unuttu,
toprak,aşkımız ürkmesin diye nefesini içine çekti.

Karadut ağacı gölgesini üzerimize örttü.
Her meyvesi dudağında kalan mayhoş bir öpücük,
her yaprağı adını fısıldayan sessiz bir duaydı.

Bilir misin?
Karadutun lekesi kendi yaprağıyla silinirdi.
Ama senin gözlerinin ruhuma bıraktığı iz, 
hangi mevsimle silinebilirdi?

Ay,göğün ortasında gümüş bir mühür gibi dururken,
iki yürektek bir kaderde düğümlendi.
Gece sustu.
Rüzgâr sustu.
Karadut sustu.
Yalnız kalplerimiz konuştu.
Sonra...
Mevsimler değişti.

Ayrılık,bağ bozumu vakti gibi geldi.
İmkânsız sevdamız,
iki yüreğin taşıdığıen kutsal sır olarak hatıralara emanet edildi.

Söylenemeyen bütün kelimeler karadut yapraklarına sindi.
Rüzgâr onları Kernek'ten Beydağı'na,
Beydağı'ndan Melid'in kadim toprağına taşıdı.

O günden sonra her yaz olgunlaşan ilk karadut,
biraz sen oldu;
her dal,biraz ben...

Ve o asırlık ağaç,
hiç vazgeçmedi bizi beklemekten.
Her bahar senin sürmeli gözlerin kadar siyah tomurcuklar açtı;
her yaz ilk meyvesini toprağın avucuna bırakırken
sessizce fısıldadı:

"Gerçek aşk, kavuşmak değildir."

"Gerçek aşk;
aynı ağacın gölgesinde başlayan,ayrı ufuklarda yaşansa bile aynı kökte yaşamaya devam edendir."

İşte bu yüzden Asbuzu'nun irem bağlarında karadut yalnız bir ağaç değildir.
O,iki âşığın ömrünü birbirine bağlayan,
kendi yaprağıyla bile silinemeyen
ölümsüz bir aşk mührüdür.

Fikri Demirtaş, 
Bostanbaşı - Malatya




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Malatya’nın Son Kalesi: Türkşeker Malatya Şeker Fabrikası Sıradaki Kurban mı? Şeker Camii Yerinde Şeker Camii Kalmalı

Malatyalı Ermenilerin Kadim Sofrası: Narlıkapı’da Miçink Buluşması

Alıçla Gelen Bereket: Malatya’da Yeni Bir Tarımsal Değer