​Bir Bahar Sürgünü: Kayısı Çiçeği

​Bir Bahar Sürgünü: Kayısı Çiçeği

​Sen, dallarımda açan ilk kayısı çiçeğiydin,
Yeşil bir mevsime bürünmüş, tazecik...
Gülümsediğinde, gamzelerinde bahar sabahları uyanırdı.
Siyah saçlarını omuzlarının sessizliğine saldığında,
Malatya'da değil, ruhumda kayısı çiçekleri yağardı;
Beyaz bir fırtına gibi, sessiz ve ürkek.

​Vakit yeli estikçe, içimdeki buzullar çözülür,
Yüreğimdeki karların altından adın çıkardı.
Gözlerim yolların bitimsizliğine mühürlü,
Rüzgâr, bir sırrı fısıldar gibi adını söylerdi usulca.
Kulağım seste, aklım sende...
Kuruyan bir kayısı dalında can bulan hüzünlü duduk sesleri,
Yalnızlığımın ezgisi olup yayılırdı Barguzu'ya.

​Cemreler bir bir düştü, önce havaya, sonra toprağa,
En son gelip yüreğimin soğuk duvarlarına yaslandı.
Şimdi, boşlukta kalan kollarımı sarılmalar gibi bırakıyorum sana.
O ceylan bakışlarının esareti, en hür olduğum yerdi benim.
Her derdime derman, her yaramın merhemiydin;
Konuşmazdık, sustukça derinleşirdi dünya.
Sürmeli gözlerine bakarken zaman durur,
Ben bir ömrü o kayısı çiçeği kokusunda tüketirdim.

​Bu nasıl bir sevda, bu nasıl bir vurgun?
Bir tek sen iyi geliyordun şu yorgun ruhuma.
Şimdi bahar geldi, dallar beyaza kesti ama...
Bir tek sen yoksun,
Bir tek senin kokun eksik bu mevsimde.

Ve ben,
Hâlâ senden sürgün bir mevsimdeyim.


Fotoğraf: Arşivimden seçkiler

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Arguvan'da Lezzetin ve Geleneğin Buluştuğu Gün: Yöresel Yemek Yarışması Coşkusu

Malatya’nın Son Kalesi: Türkşeker Malatya Şeker Fabrikası Sıradaki Kurban mı? Şeker Camii Yerinde Şeker Camii Kalmalı

Kayısı ve Su: Hayati Bir İlişki