Kayısı Dalları ve Zemheri
Kayısı Dalları ve Zemheri
Bir gün, ruhumu bu şehrin paslı gürültüsünden sağaltıp gideceğim,
Gökten dökülen beyaz yıldızların o derin ve şefkatli kucağına…
İnce ince elenmiş bir masal, zamanı durduran bir efsun gibi yağsın kar;
Öyle bir sükût ki Bostanbaşı’ndaki bahçemiz buzdan zırhını kuşansın,
Birlikte yürüdüğümüz yollar kendi içine bükülüp hatıraların ayazında üşüsün.
Ve orada, en sadık şahidimiz;
Gözlerimizin ilk kez bir yangın gibi birbirine değdiği,
O ilk kıvılcımın düştüğü kayısı ağacının karlı gölgesinde…
Bedenimi ölümün değil, sonsuzluğun o beyaz ve pamuksu örtüsü sarsın.
Dünya sussun, sadece karın toprağa değen o ince sızısı kalsın.
Çünkü ben ne bu keskin ayazdan korkarım ne de kışın gazabından;
Ben asıl zemherinin en amansız hançerini,
Senin o sürmeli ceylan gözlerinin dibi görünmez uçurumunda kuşanmışım.
Kalbim, o bakışlardaki buz tutmuş yangının içinde ebedî bir rehin;
Hem kahrının soğuğunda titriyor hem aşkının imgesiyle kor gibi yanıyorum.
23 Ocak 2026, Malatya
Yorumlar
Yorum Gönder