Nevroz’da Açan Tenin
Her yıl martın son demlerinde
bir kapı aralanır içimde—
adı Nevroz.
Yeryüzü silkelenir,
eski zamanların tozunu omuzlarından atar,
gökyüzü mavi bir örtü gibi iner üstümüze,
ve dünya, masallardan kalma bir sabaha uyanır.
Toprak derinlerinde bir sır taşır o vakit:
buzun ardında kıpırdayan kökler,
karın altında gizli bir ateş…
İşte Nevroz, o görünmeyen ateştir;
karanlığın artık sığmadığı yerden
yeşilin ilk çığlığıdır.
Bir yaprak titrer ansızın,
rüzgâr yön değiştirir,
kalbim—
seni hatırladığı yerde hızlanır.
Çünkü bahar yalnız doğanın değildir;
insanın içinde çözülmeyi bekleyen
uzun bir kıştır.
Ve ben,
içimdeki donmuş nehirleri
senin adınla eritiyorum.
Yoksun—
ama bir imge gibi duruyorsun hâlâ:
siyah dalgalı saçların geceyi bölüyor,
kara gözlerin uzak bir ateş gibi yanıyor,
ceylan bakışların
kalbime dokunan en eski hikâye.
Malatya’da kayısı çiçekleri açmış,
bembeyaz—
senin tenin gibi,
ve rüzgâr,
usulca taşıyor kokunu bana:
kayısı çiçeği…
ince, kırılgan,
ama unutulmaz.
Nevroz bu yüzden sadece bir gün değil;
senin yokluğunda bile
içimde çoğalan bir bahar.
Evren yine fısıldıyor kulağıma:
“Her şey erir…”
ve ben biliyorum—
her eriyişin içinde
seninle yeniden açan
bir sevda saklı.
19 Mart 2026, Sakarya
Fikri Demirtaş
Yorumlar
Yorum Gönder