Nisan Yağmuru ve Hasret


Nisan Yağmuru ve Hasret

Nisan yağmuru indi ruhumun tenha vadilerine,
Her damlada adın;
Puslu kıyılardan süzülen hatıralar gibi
Bana bakan...

Vurgunum o ürkek ceylan bakışlarına;
Gamzelerin, sadece içimde közlenen bir ateş değil—
Kurumuş gönlüme gizlice yol bulan
Issız bir çöl pınarı.

Dalgalı kömür karası saçlarında
Kayısı çiçeklerinden örülmüş ak bir taç;
Bir bahar rüyası gibi eğiliyor geceme,
Yıldız sağanağı misali dökülüyorsun karanlığıma.

Süt mavisi aklar içindeki o zifiri bakışları özledim;
Avuçlarımda, elinin sıcaklığından kalma
Yetim bir bahar üşüyor hâlâ.

Sen şafak vakti bahçeye adım atınca,
Nergisler uyandı, sümbüller huzurunda boyun büktü.
Nisan yağmuru saçlarına düştüğünde,
 toprak sadece "sen" koktu...
Kalbimde bir mühür,
Ruhumda dinmeyen bir yankısın artık.

Ayrılık...
İnsanın içinden bir bahar söküp götürüyor.
Geriye yalnız sen kaldın,
Bir de kalbimde dinmeyen o uzun yolculuk.

Anladım—
Ben en çok o sürmeli gözlere sığınmışım.
Hasretini taşıyorum içimde,
Hiç kapanmayacak bir yara gibi.


4 Nisan 2026, Malatya







                            

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Arguvan'da Lezzetin ve Geleneğin Buluştuğu Gün: Yöresel Yemek Yarışması Coşkusu

Malatya’nın Son Kalesi: Türkşeker Malatya Şeker Fabrikası Sıradaki Kurban mı? Şeker Camii Yerinde Şeker Camii Kalmalı

Fırat'ın Kıyısında Bir Zaman Yolculuğu: Gerger'in Saklı Köyleri