Bostanbaşı’nda Kalan Yarım Masal

Bostanbaşı’nda Kalan Yarım Masal

İlk saniyeydi... 
O günden beri her göz göze gelişimiz, 
göğün bağrını yaran bir yıldırım sarsıntısı. 
Aklımda sevda yoktu o vakit, sen usulca geldin; 
kalbimin en kuytu toprağına aşkın ilk tohumunu ektin.

​Ah... İmkânsızlığın duvarları olmasaydı, 
ne güzel olurdu aynı gökyüzünün altında aynı ömrü paylaşmak. 
Ama ne çıkar,
 yanımda olmasan da bu kalbin her atışı senin adını söylüyor.

​Bugün yine Bostanbaşı'nda, bahçemizde dolaştım.
 Kayısı dalları yazın altın nefesini taşıyordu. 
Sarı meyveler, güneşten çaldıkları ışığı yaprakların arasından toprağa bırakıyor; her esen rüzgâr, senin kokunu getiriyordu. 
Güller ise hâlâ o eski yerinde, senin gelişini bekler gibiydi...

​Bahçenin en tenha köşesinde ceylan bakışlarını aradı gözlerim. 
Sanki mavi elbisen ağaçların arasında usulca dalgalandı. 
Bir an gülümsedin sandım; gamzelerinde açan güller, bütün bahçeye yeniden bahar kokusu yaydı.

​Özledim işte bir tanem... Saklayamadım bu defa. Nereye baksam senden bir hatıra; 
her yaprakta sesin,
 her çiçekte kokun, 
her rüzgârda adın vardı. 
Tek bir bakışınla çorak ömrüme baharlar getirdin. Sürmeli gözlerin, gecelerimin en parlak yıldızı oldu.

​Varsın sonu yazılmasın bu yarım kalmış masalın. 
Bu imkânsız aşk gün gelip dillerden silinse bile, Bostanbaşı'nın meyve kokan bahçeleri, 
güllerin arasındaki o ceylan bakışın, 
mavi elbisen ve yıldırım gibi çarpan o ilk bakışımız... Kalbimizin en derin yerinde, ömür boyu saklı kalacak.

1 Temmuz 2026, Malatya

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Malatya’nın Son Kalesi: Türkşeker Malatya Şeker Fabrikası Sıradaki Kurban mı? Şeker Camii Yerinde Şeker Camii Kalmalı

Malatyalı Ermenilerin Kadim Sofrası: Narlıkapı’da Miçink Buluşması

Alıçla Gelen Bereket: Malatya’da Yeni Bir Tarımsal Değer