Malatya’nın Son Kalesi: Türkşeker Malatya Şeker Fabrikası Sıradaki Kurban mı? Şeker Camii Yerinde Şeker Camii Kalmalı 6 Şubat depremleriyle sarsılan Malatya’da, sadece binalarımızı değil, bizi biz yapan değerlerimizi de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bugün Malatya için iki büyük "hafıza merkezi" ciddi bir tehdit altında: Biri şehrimizin ekonomik can damarı, üretimdeki son kalesi Türkşeker Malatya Şeker Fabrikası; diğeri ise bu toprakların manevi mührü, cemaatinin ve Fabrika kültürünün kalbi olan Şeker Camii. Şehrin yeniden inşa sürecinde, fabrikamızın akıbeti belirsizliğe itilirken, yıkılan camimizin yerine “erkek öğrenciler için Kur’an-ı Kerim Eğitim Merkezi” yapılmak üzere kullanılacağı yönündeki haber, sadece bir imar meselesi değil, Malatya’nın tarihine ve geleceğine vurulan bir darbedir. Ekmek teknemiz olan fabrikayı kurban vermemek, secde ettiğimiz camiyi ise yerinde yaşatmak, bu şehre karşı boynumuzun borcudur. Bir şehrin gerçek zenginliği yalnı...
Malatyalı Ermenilerin Kadim Sofrası: Narlıkapı’da Miçink Buluşması Yazı: Fikri Demirtaş – Araştırmacı-Yazar / Emekli Öğretmen 11 Mart 2026 Çarşamba akşamı, İstanbul’un tarihî semtlerinden Narlıkapı’da bulunan Surp Hovhannes Ermeni Kilisesi’nin salonunda, Malatya’dan yükselen bir kültür ve vefa buluşmasına tanıklık ettim. Malatyalı Hayırsever Ermeniler Kültür ve Dayanışma Derneği’nin (MalatyaHAYDer) düzenlediği geleneksel Miçink sofrası, yalnızca bir yemek daveti değil; Türk milletinin Ermenilerle binlerce yıllık komşuluk hukukunu ve aynı coğrafyada yoğrulmuş ortak hafızayı hatırlatan anlamlı bir buluşmaydı. Dernek Başkanı Nubar Opan Derneğin yeni dönem Yönetim Kurulu Başkanı Nubar Opan ve yönetim kurulunun ev sahipliğinde gerçekleşen bu gece, kuruluşunun 15. yılını kutlayan MalatyaHAYDer’in kültürel mirasa olan bağlılığını da ortaya koyuyordu. İstanbul’un farklı semtlerinden gelen yaklaşık iki yüz davetli, aynı sofrada buluşarak Malatya’nın hatırala...
Fotoğraf: Alıç Islahcısı Malatyalı Ziraat Müh. Mehmet Polat'a aittir.. Anadolu’nun Altın Mücevheri: Alıç Alıç dendiğinde zihnimizde canlanan ilk şey; o sarı, turuncu, kırmızıya çalan, hafif mayhoş lezzetli, adeta güneşi içine çekmiş gibi parlayan, mis kokulu meyvesidir. Adını Yunanca "sert ağaç" anlamında "Kratos" kelimesinden alan alıç cinsi, Gülgiller (Rosaceae) familyasındandır. Uygun coğrafi konum, iklim ve toprak koşulları nedeniyle genelde, 30° ve 50° Kuzey enlemleri arasındaki bölgelerde görülür. Genellikle dağlık alanlarda, çalılıklarda ve kayalıklarda yetişir. Anadolu, Mezopotamya, Kafkaslar, İran, Hindistan, Çin, Kuzey Amerika, Afrika'nın kuzey bölgelerinin dâhil olduğu ılıman bölgelerde yetişen, tanımlanmış 260 alıç taksonu bulunmaktadır. Genel ayırt edici karakterler bakımından çok kısıtlı ve bu yüzden de sistematik botanik açısından oldukça karmaşık bir cins olarak bilinir. Alıç cinsi, genellikle 4-8 metre boylanan, bazı taksonlar...
Yorumlar
Yorum Gönder