Zamanın Unuttuğu Barguzu’da Bir Şifa Sığınağı: Bahçemdeki Hünnap Ağacı


Zamanın Unuttuğu Barguzu’da Bir Şifa Sığınağı: Bahçemdeki Hünnap Ağacı


Kültepe vesikalarından Hitit hiyerogliflerine kadar antik kaynakların izini sürdüğü Malatya, adını Hititçede "bal" anlamına gelen Melid’den alır. Tarih boyunca Melita, Maldia ve Melitene gibi isimlerle fısıldanan bu kadim coğrafya; toprağının bereketi, konumunun stratejik gücü ve "bal gibi tatlı, verimli" meyveleriyle nam salmıştır. 


Başta kayısı olmak üzere kızılcık, elma, armut, dut ve üzüm gibi nice meyve ağacının gen haritası bu topraklarda şekillenmiştir.



Cumhuriyet döneminde Tecde’de 1937 yılında Kayısı İstasyonu olarak kurulan Meyvecilik Araştırma Enstitüsü çevresi, son yıllarda hızlı bir imar ve yapılaşma süreciyle çok katlı apartmanların kuşatması altında kalmıştır.


Ancak Malatya’nın o meşhur Asbuzu bağ köylerinden biri olan Bostanbaşı (Barguzu), şimdilerde betonarme bir dönüşümün gölgesinde direnmeye çalışıyor. Tarım alanlarının ve o güzelim Tecde, Banazı, Kileyik, Orduzu, Çarmuzu bahçelerin imar rantına açılmasıyla, geriye ne yazık ki sadece bir avuç yeşil sığınak kaldı. Yüksek apartmanlar ve modern siteler, tıpkı önüne kattığı her şeyi yutan yıkıcı bir sel afeti gibi o köklü bağları, bahçeleri birer birer haritadan sildi.


Avukat Hayrettin Abacı’nın Aspuzu (Tecde) bağlarının yeşil kalması ve betonlaşmaması için verdiği örnek çevre mücadelesi Malatyalılar tarafından asla unutulmadı. 



Üç dönüme yakın bahçemde, doğanın o eski cömertliğini yaşatmak adına her meyve ağacından yetiştirmeye gayret ediyorum. Fakat ne yazık ki çevredeki diğer bahçeler eski şaşalı günlerini derin bir sessizlikle yad etmekte... Miras kavgalarıyla sahipsiz kalan topraklarda ağaçlar doğal yaşam alanları imar hırsıyla yok edilen narin kanatlılar yer alıyor. 


 Evi Yıkılan Kuşlar: İnsanlar daha çok katlı beton "kafesler" inşa etmek uğruna ağaçları kestiğinde, Büyük Baştankara, Yalıçapkını, Ebabil ve Alaca Ağaçkakan yuvalarından mı oldu?

 Kuruyan Kaynaklar: Su gözeleri kuruyup Tohma ve Derme’nin bereketi çekildiğinde, Turna, Leylek ve Derekuşu bu diyarları terk mi etti?


Sessizleşen Bağlar: Beslenecekleri börtü böcek, sığınacakları dallar kalmayınca Bülbül, Saksağan, Keklik, Yaz Atmacası ve Üveyik’in cıvıltıları başka gökyüzülerine mi taşındı?



Artık;bir yağmur sonrası toprağında salyangoz toplayan çocuklara rastlanmıyor ve rüzgâr, o meşhur Barguzu elmasının efsanevi kokusunu taşımıyor. Bahçelerde toprağı işleyen, üreten kadınların ve erkeklerin cıvıltısı bitti; kuzuların, ineklerin sesi sustu. Çat Barajı’ndan gelen su ana kanallardan dağıtılsa da bahçe yollarındaki toprak arklar çalıyla, böğürtlenle , plastik poşet şişeler kaplanmış . Köstebek yuvalarından sular kaybolmakta. Beş yüz metrelik kanaldan suyun bahçeye ulaşması koca bir saati buluyor. Sulama ücreti ödenmesine rağmen altyapı hizmeti sunulmadığından, Sulama Birliği sadece ana kanala bakıyor; geriye kalan az sayıdaki bahçe sahibi ise kendi çabasıyla direnmeye çalışıyor.


İşte bu yalnızlığın ortasında, bahçemdeki Hünnap ağacı bambaşka bir umudun simgesi olarak boy gösteriyor. Malatya Fidancılar ve Peyzajcılar Sitesinden aldığım iki küçük hünnap fidanı, geçen yıllarla birlikte serpildi ve meyveye durdu. Dallarındaki cömert yük o kadar ağır ki, ağaç kırılmasın diye her bir dalın altına destek, dayaklar koymak zorunda kaldım. Malatya basında ve çevrede gördüğüm kadarıyla bu şifalı meyvenin yetiştiriciliği son yıllarda oldukça yaygınlaştı. Kuraklığa ve sert soğuklara dirençli yapısıyla hünnap, Malatya’nın çetin iklimine muazzam bir uyum sağladı. Genellikle eylül ayının ikinci haftasından itibaren olgunlaşan bu minik şifa taneleri, üreticiler için de market tezgahlarında kilogramı 150-200TL’ye varan değerli bir gelir kapısı haline geldi.


Barguzu’nun kaybolan bahçe kültürünün ortasında, geçmiş ile gelecek arasında bir köprü gibi duran bu hünnap ağacı; toprağa emek vermenin, direnmenin ve doğanın cömertliğine inanmanın en tatlı meyvesidir.




Hünnap’ı tanıyor muyuz?

Latince adı Ziziphus jujuba olarak bilinen bir bitkidir. Cins adı, Farsça Zizfum veya Ziza Fun adından gelir. Aslında Güney Asya kökenlidir. Orta Doğu’da da birçok ülke tarafından kullanılır. Hünnap, Çin’in yerli bitkisidir ve Çin’de 4 bin yıldan beri yetiştirilir; halk arasında “ölümsüzlük meyvesi” olarak meşhurdur. 56 cinsi ve 900 türü bulunur. Hünnabın meyvelerini Çinliler 2.000 yıldan fazla süredir Çin tıbbında kullanmaktadırlar. Çin’de Çin hurması olarak bilinir ve alternatif tıpta da kullanılır. Ülkemizde de hünnap adı ile nam salmış bu bitki, dikenli ağaçlardandır ve meyvesi yenilebilir. İsteyenler taze veya kurutulmuş olarak tüketebilirler.


Hünnapın Faydaları neler?

Hünnap, sadece dalları büken bereketiyle değil, doğadan gelen mucizevi özellikleriyle de gerçek bir şifa kaynağı. Fitoterapi uzmanlarının da vurguladığı gibi:

 Bağışıklığı Güçlendirir: C vitamini açısından son derece zengindir. Yüksek antioksidan kapasitesiyle serbest radikalleri etkisiz hale getirerek hücre hasarını önler, vücut direncini artırır.


 Sindirim Sistemini Destekler: Zengin lif yapısı sayesinde bağırsakların düzenli çalışmasına katkı sağlar; özellikle kurutulmuş hali kabızlık şikayetlerine doğal bir çözümdür.


 Demir Deposu: Kuru hünnap, demir eksikliği anemisi yaşayanlar için kırmızı kan hücresi üretimini destekleyen doğal bir gıdadır.


 Kalp Dostudur: İçerdiği yoğun potasyum sayesinde kan basıncını dengeler, damar sağlığını korur ve kolesterol seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur.

Stres, uykusuzluk ve yaşlanma karşıtı beslenme programlarında kıymetli bir yeri olan bu meyveyi; günde 3–5 adet taze veya kuru olarak tüketmek, bitki çayı şeklinde demleyip bal ile tatlandırmak mümkün. Ancak tansiyon veya antidepresan gibi düzenli ilaç kullananların doktorlarına danışarak tüketmesi önem taşıyor.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Malatya’nın Son Kalesi: Türkşeker Malatya Şeker Fabrikası Sıradaki Kurban mı? Şeker Camii Yerinde Şeker Camii Kalmalı

Malatyalı Ermenilerin Kadim Sofrası: Narlıkapı’da Miçink Buluşması

Nahna’nın Kalbi: Malatya Battalgazi – Orduzu’nun Bereketli Toprakları